“YARISI SANA YARISI BANA” BAL ÜLKESİ’NİN KAHRAMANI HATİCE MURATOVA – Söyleşi: Leyla Şerif Emin*


*Yazar, Gazeteci / Makedonya

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki gayet insani ve doğal olan birçok şey gibi insanın yaşam ile mücadelesinde adaletli davranma çabası da olağanüstü bir olay gibi algılanıyor ve şaşkınlık yaratabiliyor. Bozulmamış bir düzen, çıkarsız bir hayat keşfedilince alıp onu müzeye koyası geliyor insanın. Çünkü dünyanın düzeni bozuldu, onu insan bozdu ve sonra nerede doğal olan bir şey görse onu parmakla gösterir oldu.

Eskiden zenginler şehirlilerin ortasında son model arabaları ile güzel evlerde yaşardı; yedikleri, içtikleri hep marketlerden paketlenmiş gıdalar olurdu. En basiti çocukken güldüğümüz bir şeydi Avrupa’da marketlerde karpuzun dilim dilim satılıyor olması. Elmaları da öyle kilo ile almıyor tek tek satın alıyorlardı. Vay be dedik, “modern” olmak her halde böyle bir şeydi. Onlar, normal olarak herkes gibi pazardan, bahçeden kurtlu, çürümüş meyveleri yiyecek değillerdi ya.

Bütün bunlar bize iyi şeylermiş gibi gösterildi. Oysa bugün durum çok farklı, “organik” olan her şey paha biçilemez. Meyvelerin kurtlusunu tercih edin diyorlar. Köylerden alış veriş yapmak şimdi zengin işi, “vintage” arabası olanların havası bir başka. Şehre uzak bir yerde bir köy evi hayal edenler öyle çok ki, balı da mümkünse dağlık yerlerden satın almak makbul oldu. Karpuza ne mi oldu, artık herkes onu dilim dilim satın alıyor. Mesele “organik” değil, karpuzdaki mesele gayet “sosyolojik”. Artık bir karpuzu yiyecek kalabalık aileler kalmadı.

İçeriğin tamamına erişmek için "dijital abonelik" işlemini gerçekleştiriniz.