UZAKTAN EĞİTİME ARTIK UZAK KALAMAYIZ – Emine Karaduman

Emine KARADUMAN

Eğitim Bilimleri Uzmanı, İngilizce Öğretmeni

İstanbul Esenler Öz-De-Bir Ortaokulu

Fotoğraflar: Şule Erdem

Eğitim ve öğretim denince çoğumuzun aklına örgün eğitim ortamları gelir. Hâlbuki eğitim ve öğretim faaliyetlerinin gerçekleşmesi için okul ortamı olmazsa olmaz değildir. Nitekim bunu Covid-19 virüs salgını nedeniyle içinde bulunduğumuz örgün eğitimin imkânsız hale geldiği bu günlerde daha iyi anladık.

Eğitim ve öğretim denince çoğumuzun aklına örgün eğitim ortamları gelir. Hâlbuki eğitim ve öğretim faaliyetlerinin gerçekleşmesi için okul ortamı olmazsa olmaz değildir. Nitekim bunu Covid-19 virüs salgını nedeniyle içinde bulunduğumuz örgün eğitimin imkânsız hale geldiği bu günlerde daha iyi anladık. Okul ortamı olmadan da belli bir program, plan ve çerçeveyi eğitsel açıdan sağlamanın mümkün olduğunu gördük. Bu bağlamda uzaktan eğitim faaliyetlerinin örgün eğitimi destekleyici bir rol üstlenebileceği gibi örgün eğitimin yerini büyük oranda doldurabileceği de geniş kitlelerce fark edilmiş oldu.

Uzaktan eğitim zaman ve mekândan bağımsız, mevcut teknolojik imkânlar vasıtasıyla sanal ortamda, canlı, görüntülü, sesli ve interaktif olarak derslerin işlendiği; katılımcının istediği zaman bunları tekrar tekrar görüntüleyebileceği ve kaynak bilgilerine ulaşabileceği bir eğitim sistemidir. Eğitim ve öğretimin hızla bilgisayar ortamına geçtiği günümüz şartlarında uzaktan eğitim akılcı, çağdaş ve yenilikçi yaklaşımları mümkün kılar. Farklı uzaktan eğitim modelleri farklı eğitsel ihtiyaçları karşılayabilir. Bu faaliyetlerden hangisinin daha verimli olduğu kişisel deneyimlere göre değişir ve bu bağlamda tartışmaya açıktır. Fakat 21. yüzyıl şartlarında sahip olunan teknolojik imkânlar ve bireylerin yaşam şartları düşünüldüğünde uzaktan eğitim fikrine “uzak” olmak artık doğru değil. Günümüz öğrenme süreçlerinde uluslararası sınırlar ortadan kalktı ve bilgiye ulaşmak, bilgiyi elde etmek ve onu kullanmak kolay bir faaliyet hâline geldi.

Uzaktan eğitim faaliyetlerinin örgün eğitimi destekleyici bir rol üstlenebileceği gibi örgün eğitimin yerini büyük oranda doldurabileceği de geniş kitlelerce fark edilmiş oldu.

İçinde bulunulan yüzyıl, bilişim ve iletişim teknolojilerindeki gelişimin insanlık tarihinde toplumsal, ekonomik ve bilimsel değişimin yönünü yeniden belirlediği bilgi çağı olarak adlandırılır. Bilgi çağında uzaktan eğitim faaliyetleri sayesinde tek bir kurum ya da öğretmene bağlı kalmaksızın kişinin kendi bilgi eksikliklerini gidermesi ya da var olan bilgilerini pekiştirerek uzmanlık kazanması mümkün. Örneğin dünyanın diğer ucunda gerçekleşen bir eğitime evden katılıp bunu belgelendirmenin mümkün olduğunu görüyoruz. Bilginin ve kendini geliştirmenin bu çağda sonu ve sınırı neredeyse yok. Özellikle yetişkinler için uzaktan eğitim faaliyetleri bu anlamda bulunmaz bir nimet. Malcolm Knowles’a göre yetişkinler içten gelen motivasyonları ile var olan tecrübelerini birleştirerek kendi öğrenmelerini yönlendirmek, ihtiyaçlarını karşılamak ve sorunlarını çözmek isterler. Bu bağlamda tek başına örgün eğitim faaliyetleri androgojik açıdan sınırlı kalabilmekte.

Peki, uzaktan eğitim daha küçük yaş gruplarında nasıl gerçekleşir? Evet. Öğretmenler olarak bilgi çağında hitap ettiğimiz kitlenin teknoloji ile ne kadar içli dışlı olduğuna aşinayız. Çoğunluğunu Z Kuşağı’nın oluşturduğu öğrencilerimiz internete ve teknolojik aygıtlara oldukça düşkün. Bu nesil günümüzde yaygın olan akıllı telefonlar ya da tablet bilgisayarlar ile her alanda aktif. Diğer nesillerden farklı olarak, internet ve teknoloji ortamına doğdukları için özellikle internet aracığıyla sosyalleşmeyi tercih ediyorlar. Aslında eğitim faaliyetlerinin teknoloji tabanlı ve uzaktan olması bu kuşağın özellikleriyle birebir uyuşuyor. Dolayısıyla okul ortamına ve sınıftaki kitlesel derslere alışkın olan öğrencilerin bile ev ortamında aynı rutini uzaktan eğitim faaliyetleriyle sürdürmesi pedagojik açıdan oldukça mümkün. Bu noktada velilere büyük görev düşüyor. Çocuklar alışkın olduğu rutini sever. Bu yüzden onlara okuldaki rutini yaratmamız gerekir. Bunu yapabilmek için veliler öğretmenlerle iş birliği içinde planlamalar yapabilirler.

Uzaktan eğitim fikri öğrenciler, veliler hatta öğretmenler için karmaşa yaratabilir. Planlama yapmak bu karmaşayı önleyecektir. Uzaktan eğitim faaliyetleri kapsamında ülkemizde öğrencilere Eğitim Bilişim Ağı (EBA) başta olmak üzere çeşitli yollardan ders içerikleri ve ödevler sağlanıyor. EBA, gerek öğretmenlerin gerekse öğrencilerin kullanabileceği eğitim araçlarının yanı sıra, eğitsel içeriklere de yer veren bir sistem. EBA içerisinde yazı, ses ve resim özelliğindeki kaynakların yanı sıra video anlatımı biçimindeki kaynaklar ve yapay zekâ ile kurulmuş Akademik Destek Sistemi ile bireyselleştirilmiş eğitim imkânı da sunuluyor. Dosya yükleme ve dijital alan sağlama, yarışmalar düzenleme, değişik seviyelere uygun dersler, duyurular yapılması ve kullanıcılar tarafından paylaşımların yapılabilme olanağı EBA sistemini zenginleştiren özelliklerden bazıları. Bu bağlamda EBA eğitimde fırsat eşitliği yaratarak her bir öğrencinin kendi hızında içerikleri öğrenmesine imkân sağlayan bir platform. Elbette öğrenme faaliyetlerini EBA ile sınırlı tutmayıp bireysel ilgi ve ihtiyaçlar doğrultusunda başka kaynaklar üzerinden çeşitlendirmek mümkün. Bu faaliyetleri sıkı takip etmek, zamanlama konusunda net olmak ve kararlı davranmak bu yaş grubu için oldukça önemli. Okuldaki rutini kopyalamak ve imkânlar çerçevesinde eve uyarlamak verim açısından değerli görünüyor. Pedagojik açıdan eğitsel görevlerin ardından ödüller koymanın bu yaş grubunda motivasyonu artırıcı olacağını da unutmamak gerekir.

Bilgi çağında ve uzaktan eğitimde öğretmenin görevleri değişiyor. Onlar da yaşam boyu öğrenci kalarak gelişmelere ayak uydurmak durumundalar. Öğrencilere doğru ve gerekli bilgiye erişimi öğretmek, bu konularda rehberlik etmek öğretmenin asli işlerinden biri haline geldi. Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenleri tarafından öğrencilere düzenli geri bildirim sağlanması da sürece olumlu katkı sağlayacaktır. Bu süreçte öğretmenler yerine göre öğrencilerinden yeni bilgi ve beceri öğrenmeye de tabii bir biçimde açık olmalılar.

Uzaktan eğitim sürecinde erişim ya da devamlılık açısından aksaklıklar yaşanabilir. Bunun yanı sıra teknolojik ya da teknik aksaklıklar yaşamak da mümkündür. Tüm bunların normal olduğunu, herkes tarafından yaşanabileceğini, her projenin bir hataya mahkûm olduğunu ve bunun tepkiler doğurabileceğini planlama aşamasında hesaba katmak gerekir. Uzaktan eğitim sürecinde iletişimden uzak kalmamak ayrıca önemlidir. Okul, veli, öğretmen ve öğrenci arasındaki rutin iletişimi de sürdürmek gerekir. Zamanla uzaktan eğitim süreci düzene girmiş ve bir alışkanlığa hatta bir yaşama biçimi haline dönüşmüş olacaktır. Böylece yaşamboyu sınırsız öğrenme yolunda ülkemiz öncü bir eğitim sisteminin işaretlerini de vermiş olacaktır. 

Bilgi çağında uzaktan eğitim faaliyetleri sayesinde tek bir kurum ya da öğretmene bağlı kalmaksızın kişinin kendi bilgi eksikliklerini gidermesi ya da varolan bilgilerini pekiştirerek uzmanlık kazanması mümkün.