SİNEMADA ÇOCUĞA YER VAR MI? – Gökhan Rızaoğlu

Gökhan Rızaoğlu

Çocuk filmleri, neredeyse sinemanın kendisiyle yaşıt, en eski türlerden birisidir. 1800’lü yılların sonu ve 1900’lü yılların başında üretilen ilk animasyon/çizgi film denemeleri göz ardı edilirse, çocuklara yönelik üretilen ilk çizgi filmler,

New York Herald gazetesinde çizgi bantlar çizen
Winsor McCay’in, 1911-1914 yıllarında kendi çizgi bantlarından uyarladığı Küçük Nemo Uyku Diyarında (Little Nemo in Slumberland), Bir Sivrisineğin Yaşamı (How a Mosquito Operates) ve Dinozor Gertie (Gertie the Dinasour) olarak kabul edilebilir. Bu çizgi filmleri, tamamen çizgi film için yaratılan
Kedi Felix (Felix the Cat) ve Miki Fare (Micky Mouse) karakterlerinin başrolde olduğu çizgi filmler takip eder. Bu karakterlerin gördüğü yoğun ilgi günümüze kadar gelen çizgi film ve animasyon üretiminin önünü açar.

Happy boy at the cinema watching a movie

Amerika Birleşik Devletleri’ nde yayımlanan ilk uzun metraj kurmaca ve animasyon çocuk filmleri ise ya Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler (1937) gibi masal uyarlamaları ya da Güliver’in Gezileri (1940), Pinokyo (1940), Define Adası (1950), Heidi (1952) ve Anne Frank’in Günlüğü (1959) gibi roman
uyarlamalarıydı.

Avrupa’da ise ilk çocuk filmleri örnekleri 1930-1940 yılları arasında Moskova’da kurulan Çocuk Filmleri Stüdyosu’nda üretilmiştir. Bu filmlerden Büyülü Balık, Oyuncaklar Diyarı ve Kambur At yurt dışına da ihraç edilmiştir. Bu dönemde Batı Avrupa sinemasında çocukların başrolünde oynadığı filmler üretilmekle birlikte, bunlar genellikle çocuklara değil büyüklere hitap eden konuları işleyen eserlerdir. Bunların arasında Vittorio De Sica’nın Bisiklet Hırsızları (1948) ve René Clément’in Yasak Oyunlar (1952) isimli filmleri sayılabilir.

Çocukların başrolünde oynadığı her film çocuk filmi değildir.

Keloğlan Başlangıcı

Türk sinema tarihinde çocuk filmlerinin yerini anlayabilmek için öncelikle Avrupa sinemasında da gördüğümüz bir farkı iyice kavramamız gerekir. Çocukların başrolünde oynadığı her film çocuk filmi değildir. Yani bu açıdan, sinemamızda ilk çocuk filmleri olarak görülen Ayşecik, Ömercik, Sezercik gibi filmler, başrolünde bir çocuk yer alsa da ele aldıkları konular ve bu konuları anlatmada kullandıkları dil dolayısıyla hedef kitlesi çocuklar değil ebeveynler olan filmlerdir. Bu anlamda Türk sinemasındaki ilk çocuk filmi Amerikan örneklerinde olduğu gibi bir masal uyarlaması olan 1970 tarihli, yönetmenliğini Esat Şekeroğlu’nun yaptığı, başrolünde Yalçın Avşar’ın oynadığı Keloğlan sayılabilir. Bu Keloğlan filmini, yönetmenliğini Süreyya Duru’nun yaptığı, başrolde Rüştü Asyalı’nın oynadığı diğer Keloğlan filmleri, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler gibi Batı masallarından uyarlama çocuk filmleri takip etmiştir.

Türk sinemasında film üretiminin en yoğun olduğu 1970’lerde birçok uzun metraj kurmaca çocuk filmi çekilirken 1980’lerde ve 1990’larda televizyonun ve video kasetlerin çıkışıyla sinemamızda görülen gerileme çocuk filmlerini de etkiler. Bu dönemde sinemaya yönelik üretilen çocuk filmleri bir elin parmaklarını geçmez. Çocuklara yönelik yapımlar; çizgi film, film, dizi ve çocuk programları biçemlerinde televizyonlarda kendini göstermeye başlar.

Sinemaya Yeniden Dönüş

1980’li ve 1990’lı yıllarda yurt dışından alınan çocuklara yönelik dizi, çizgi film ve televizyon programlarının yanında birçok yerli yapım da televizyonda kendine yer bulur. 1990’larda ve 2000’lerde sinemacıların ve sivil toplum kuruluşlarının çabalarıyla halkın sinemaya olan ilgisi tekrar canlandırılıp, Türk sinema sektöründe film üretimi artmasına rağmen çocuklara yönelik film ve animasyonların sinemaya geçişi tam anlamıyla 2010’ların ikinci yarısında gerçekleşecektir. Bunda en büyük etmenler sinema salonlarının Türkiye’nin dört bir yanına yayılması, dijital teknolojinin gelişmesiyle film ve animasyon yapımının kolaylaşıp maliyetlerin düşmesi, çocuklara yönelik yabancı animasyonların ve filmlerin Türk sinemalarında gösterdiği başarı ve özellikle büyük şehirlerdeki ebeveynlerin çocuk yetiştirmede kültür ve sanatın önemi konusunda farkındalığının artması sayılabilir.

 2000 yılından bu yana Harry Potter ve Narnia Günlükleri serileri, Şrek, İnanılmaz Aile, Oyuncak Hikâyesi, hatta Maşa ve Koca Ayı gibi Rus yapımı uzun metraj kurmaca ve animasyon filmlerinin sinemalarda elde ettiği başarı Türkiye’de çocuk filmlerine giderek artan bir talebin olduğunu ortaya koymuş ve Türk sinemasında çocuk filmlerinin üretilmesinin önünü açmıştır.

2018 yılına kadar

sinemalarda senede

sadece bir yerli çocuk filmi

kendine yer bulabilirken

sadece 2019 yılında 10’un

üzerinde yerli uzun metraj

kurmaca ve animasyon

film vizyona girmiş ve

önemli izlenme rakamları

elde etmiştir.

Türk Animasyonlarının Miladı

 Bu anlamda 2018’de vizyona çıkan Türk yapımı Rafadan Tayfa Dehliz Macerası isimli animasyon filmin 2 milyona yakın izleyici ile en fazla izlenen 10 film arasında yer alması ve Kral Şakir Oyun Zamanı isimli animasyon filmin 350 bine yakın bir izleyici kitlesine ulaşması günümüz Türk çocuk sineması açısından bir milat kabul edilebilir. Bu animasyonların başarısını müteakiben çekilen devam filmlerinden, 2019 yılında gösterime giren Rafadan Tayfa Göbeklitepe’nin 3 milyon, Kral Şakir Korsanlar Diyarı’nın ise 2 milyon izleyiciyi aşması Türkiye’de çocuk filmleri açısından umut verici bir ortam yaratmaktadır. 2018 yılına kadar sinemalarda senede sadece bir yerli çocuk filmi kendine yer bulabilirken sadece 2019 yılında 10’un üzerinde yerli uzun metraj kurmaca ve animasyon film vizyona girmiş ve önemli izlenme rakamları elde etmiştir. 2020 yılının ilk iki ayının izlenme rakamlarına bakıldığındaysa en fazla izlenen 10 film arasında biri yabancı, ikisi yerli yapım olmak üzere 3 çocuk filminin yer aldığı, hatta en fazla izlenen filmin bir yerli çocuk filmi olduğu görülmektedir.

Japon Sineması Hollywood’a Meydan Okuyor

 Yurt dışıyla karşılaştırıldığında yılda 200’ün üzerinde çocuklara yönelik uzun metraj kurmaca ve animasyon film üreten ve neredeyse her bir filmi tüm dünya çapında 1 milyar Dolar’ın üzerinde gişe geliri elde eden Amerika Birleşik Devletleri’ne hiçbir ülke yaklaşamazken bu konuda tek istisna olarak Japonya göze çarpmakta ve hâlihazırda var olan köklü çizgi roman ve animasyon geleneği ile ağırlıklı olarak televizyona yönelik üretim yapılsa da sinema alanında ürettiği uzun metraj animasyonları dünya çapında geniş kitlelere ulaştırabilmektedir. Diğer ülkelerdeki çocuklara yönelik üretimin ise son yıllara kadar Türkiye’de de olduğu gibi sinemadan çok televizyona yönelik olduğu görülmektedir.

Türk Çocuk Sinemasının Kısa Metraj Suskunluğu

Son olarak çocuk filmi türündeki kısa filmlere değinmek gerekirse Türkiye’de diğer ülkelere göre bu alanda üretimin yok denecek kadar az olduğu söylenebilir. Dünya çapında birçok ülkede çocuklar için üretilen kısa metraj kurmaca ve animasyon filmler birçok Çocuk Filmleri Festivali’nde gösterilir, Oscar dâhil olmak üzere ödüller alırken Türkiye’de bu alanda yıllık üretim bir elin parmaklarına ulaşmamaktadır.

Dünya çapında birçok

ülkede çocuklar için

üretilen kısa metraj

ve animasyon filmler

birçok Çocuk Filmleri

Festivali’nde gösterilir,

Oscar dâhil olmak üzere

ödüller alırken Türkiye’de

bu alanda yıllık üretim

bir elin parmaklarına

ulaşmamaktadır.

Yurt dışında profesyonel olarak sadece kısa çocuk filmi üreten sanatçıların olmasının yanı sıra birçok kısa çocuk filmi üreten sanatçı hem kendi ülkesinde hem de Amerikan film sektöründe üretilen kısa filmlerde çalışmakta, çalıştıkları ülkelerin çocuk filmi sektörünün gelişimine katkıda bulunmaktadırlar. Bu anlamda günümüzde büyük ivme kazanmış olan Türk çocuk filmleri sektörünün bu ivmeyi gelecekte de sürdürmesi için sinemaya ilgi duyan, bu alanda eğitim alan gençlerin kısa metraj çocuk filmleri ve animasyonları yapımı konusunda teşvik edilmesi ve desteklenmesi, sinema eğitiminin animasyonu ve dijital efekti öğretecek şekilde güçlendirilmesi ve genişletilmesi yerinde bir politika olacaktır.