OLGUNLAŞMAMIŞ EBEVEYNLERİN YETİŞKİN ÇOCUKLARI – G. Senem Kıcıman

Her şey dönüp dolaşıp çocukluğumuza dayanmıyor mu? Sevdiğimiz yemekler, verdiğimiz tepkiler, kurduğumuz cümleler, edindiğimiz alışkanlıklar, kafamızdaki kalıplar, tuttuğumuz takımlar, dünya görüşümüz, hayallerimiz, utancımız, sevincimiz, hüznümüz… Filmlerdeki gibi illa bir psikiyatr koltuğuna uzanıp o meşhur cümleyi “senin çocukluğuna inmek lazım.” duymamıza gerek yok. Zaten ne zaman birileri ile içtenlikli bir sohbet açsak ister istemez uğruyoruz geçmişimize. Bir sohbet olmasa bile yaşadığımız kimi hadiseler, bir şekilde bizi geçmişin tozlu raflarını karıştırmaya mecbur bırakıyor. Genetiğimizi, ailemizi, anılarımızı alıp önümüze kendimizi oralarda arıyoruz da arıyoruz… Bazılarımız şanslı bu arayışta, karıştırdıkça güzellikler geliyor mazilerinden hatırlarına. Sevgi dolu bir yuva, birbirini daima saymış bir anne baba, ses bile yükselmemiş bir ev, karnı tok, sırtı pek ve en mühimi ilgiye, sevgiye doymuş çocuklar… Keşke yaşam herkese harika bir mazi sunsa… Dünya daha güzel, daha güvenli, daha yaşanılır ve iyi insanlarla dolu bir yer olurdu. Ne yazık ki durum böyle değil. Konunun derinini, konunun uzmanının dilinden ele alırken bir vatandaş, bir evlat, bir anne ve bir eğitimci olarak da konuyu irdelemeye çalışacağım. Yazının kaynağı olan kitap: Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları. Kitabın yazarı uzman isim ise: Klinik psikoloji alanında iki yüksek lisans yapmış, uzun yıllar College of William and Mary ve Old Dominion Üniversitesinde Yardımcı Doçent olarak görev almış, anne baba ve çocuk psikolojisi kategorilerinde eserler yazmış bir yazar Dr. Lindsay Gibson.

İçeriğin tamamına erişmek için "dijital abonelik" işlemini gerçekleştiriniz.