NUMÛNE-İ TERAKKİ’DEN İSTANBUL ERKEK LİSESİNE – Fatih Güldal

Fatih Güldal
İstanbul Erkek Lisesi Müdürü

İstanbul Erkek Lisesi 1884 yılında Bahriye emekli yüzbaşısı ve Matematik öğretmeni Mehmet Nadir Bey tarafından “Nûmune-i Terakki” adıyla özel bir mektep olarak kurulmuştur. Dönemin şartlarına göre çok kaliteli ve disiplinli bir eğitim veren Numune-i Terakki, Süleymaniye’de Bab-ı Meşihat Dairesi yanında bir konakta eğitimine başlar. O dönem kurulan özel okullar genellikle büyük konaklarda eğitim verir, yeni bina inşası çok tercih edilmez. 

Okul uyguladığı modern eğitim yöntemleri, kurucusunun entelektüel kişiliği, eğitim kadrosunun güçlü olması ve öğrenciye gösterilen ehemmiyet nedeniyle kısa bir süre içerisinde İstanbul’daki önemli bürokratların ve aristokrat ailelerin çocuklarını gönderdiği bir eğitim yuvası olur. Bu çerçevede Türkiye’deki ilkokul dergisi olarak da kabul edilen Numune-i Terakki Dergisi’ni de çıkararak literatüre geçer. 

Özel okul olarak kurulan Numune-i Terakki’ye öğretmenlerinin karıştığı iddia edilen bazı hadiseler sonucunda devlet tarafından el konulur. 1897 yılında İttihat ve Terakki Cemiyetinin devrin sultanı II. Abdülhamit’e yönelik darbe teşebbüsleri içerisinde yer aldıkları iddiasıyla okul muallimlerinin Mehmet Nadir Bey tarafından bir şekilde ihbar edilmesi üzerine Numune-i Terakki devlet tarafından satın alınır. Numune-i Terakki/ İstanbul Erkek Lisesi kurulduğu günden 1933 yılına kadar birçok binada eğitim vermiş okulun ismi de farklı tarihlerde bazı değişikliklere uğramıştır. Hiç kuşkusuz böyle güzide bir kurumun çeşitli sebeplerle sık bir şekilde mekân değiştirmiş olması, taşınma işinin zorlukları düşünüldüğünde, okulun yöneticilerini sıkıntıya sokmuştur. Her şeye rağmen yeni, üstelik genellikle de okul olarak inşa edilmeyen binaların dönüşüm zorlukları dönemin idarecilerinin gayretleriyle aşılmaya çalışılmıştır. Numune-i Terakki mektebi 1909 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla “ İstanbul Leyli İdadisi” adıyla tam anlamıyla resmî okul statüsüne kavuşur. Bu süreç içerisinde okul ilk kurulduğu küçük konaktan taşınarak farklı binalara yerleşir. 1888 yılında Şehzadebaşı’nda Burmalı Mescit karşısında Mümtaz Bey Konağı’na taşınan okul konağın tamirat masraflarının fazlalığı nedeniyle ekonomik olarak sıkıntı yaşar. Her şeye rağmen okula gösterilen teveccüh öğrenci sayısını arttırır ve Şehzadebaşı’nda kullanılan bina yetersiz hâle gelir. Bu vesileyle 1899 tarihinde Aksaray’da Selimpaşa Yokuşu’nda daha konforlu ve sıhhi bir bina olan Şirvanizade Rüşdü Paşa Konağı’na taşınılır.

1903 yılında okulda yapılan tadilat ve tamirat dolayısıyla mektebe başvuran öğrencilerin bir kısmı okula kabul edilemez. Bunun üzerine okulun idadi kısmı Aksaray’da bir haneye geçici olarak gönderilir. Lakin okulun idadi kısmına yoğun talebin devam etmesi, sürekli kiralama usulünün getirdiği maddi külfet yeni bir binanın satın alınmasının daha avantajlı olacağı gerçeğini bir kez daha gösterir. Bu vesileyle kurulan bir komisyon marifetiyle Saraçhanebaşı’ nda Maarif Nazırı Haşim Paşa’ya ait konağın satın alınmasına ve 1904 yılından itibaren eğitim faaliyetlerinin bu bina da sürdürülmesine karar verilir. Ancak kısa bir süre sonra Kırmızı Konak adıyla da anılan bu bina da yeterli gelmez ve Kantarcılar’ daki Etem Paşa Konağı kiralanarak okul bu binaya taşınır. Bu sırada okulun adı önce İstanbul Leyli İdadisi, 1910 yılında da İstanbul Lisesi adını alır. Halkın gösterdiği teveccüh sonucunda bazı sınıfların mevcudu 120 kişiyi bulur. Bunun üzerine okul müdürü Hüseyin Avni Bey, İstanbul Maarif Müdürlüğüne bir yazı yazarak eğitimin sağlıklı bir şekilde devam edemeyeceğini ve tedbir alınması gerektiğini bildirir. Bu acil not neticesinde okul, Sultan Mahmut Türbesi’ nin arkasında bulunan ve Bezm-i Âlem Valide Sultan tarafından yaptırılan eski Mekteb-i Mülkiye binasına taşınır. 1910 yılında İstanbul Leyli İdadisi ismi 1911 yılında İstanbul Sultanisi şeklinde değiştirilir.

Balkan Savaşları sürecinde okulun bir kısmı hastane olarak kullanılır. Bu süreçte öğrenciler memleketlerine gönderilir. Akabinde I. Dünya Savaşı patlak verir ve İstanbul Sultanisi öğrencileri, Karaköy’de bulunan Saint Benoit Lisesine hükûmet tarafından el konulmasıyla, okul müdürü Sürayya Bey’in taşınmama yönündeki tüm ısrarlarına rağmen, nakledilir. Taşınma zahmeti savaş sonunda da devam eder. Osmanlı Devleti’nin mağlubiyeti ve İstanbul’un işgaliyle bir gün Fransız askerleri okulun kapısına dikilir ve okulun boşaltılmasını ister. 5 yıl kaldıkları binadan süngülü askerlerin zoruyla ayrılan öğrenciler Şehzadebaşı’ndaki Haşim Paşa Konağı’na bin bir zorlukla taşınır. Suyu ve elektriği dahi olmayan bu okuldaki zorlu günler bitmek bilmez. Bir süre sonra okul, Mercan İdadisine, 1919 yılında da Saraçhanebaşı’ndaki Münir Paşa Konağı’na taşınır. Savaşın bitmesi ve Cumhuriyet’in ilanıyla okulun hem ismi hem de binası yeniden değişir. Yeni adıyla İstanbul Erkek Lisesi, Beyazıt’taki Fuat Paşa Konağı olarak adlandırılan eski Maliye Nezareti binasına taşınır. İstanbul Erkek Lisesi bina dönüşümlerini sağlamaya çalışırken eğitim alanında da bazı dönüşümler gerçekleştirir. Bu değişikliklerin en önemlisi Alman eğitimcilerin okulda istihdam edilmeye başlanmasıdır. Hükûmetteki ittihatçı kadroların isteğiyle, Maarif Vekâletine danışman olarak getirilen Prof. Dr. Schmidt aracılığıyla Alman eğitimciler, 1915 yılından itibaren günümüze kadar farklı statülerde lisede ders vermeye başlar.

İstanbul Erkek Lisesinin son olarak taşındığı ve 1933 yılından beri faaliyet gösterdiği bina ise Cağaloğlu’ nda İran Konsolosluğunun bitişiğinde yer alan ve 1890 yılında Osmanlı Devleti’ nin Avrupalı devletlere olan borcunu tahsil için, sur içi İstanbul’unun en merkezî noktalarından birinde inşa edilmiş Düyun-ı Umumiye yani Genel Borçlar İdaresi binası olur. İdarenin İstanbul’dan Paris’ e taşınması akabinde boş kalan binanın taliplisi çok olur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de imzasının bulunduğu Bakanlar Kurulu Kararı’ nda binanın geleceği ile ilgili tartışma olur. Özel sektöre kiralanması, valiliğin buraya taşınması gibi konular konuşulur. Neticede 04.03.1933 tarihinde binanın Maarif Vekâletine verilmesine karar verilir. Temmuz 1933 yılına ait gazetelerde de binaya İstanbul Erkek Lisesinin taşındığı duyurulur.

Hiç kuşkusuz okul olarak inşa edilmemiş bir binayı eğitim kurumu hâline getirmek kolay olmayacaktır. Ancak İstanbul Erkek Lisesi idarecileri bu konuda yılların getirdiği tecrübe ile Osmanlı Devleti’nin ekonomik bağımsızlığına kast etmek için inşa edilen bu binayı kısa zamanda mükemmel bir eğitim yuvasına dönüştürür. Çalışanların odaları sınıflara tevdi edilir. Kurumun idareci odaları okul idarecilerine tahsis edilir. Bu değişim ve dönüşümle ilgili elimizde çok fazla bilgi olmasa da binanın içinden ve dışından çekilen eski fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere mekânsal olarak çok büyük değişiklikler yapılmamıştır. Kuşkusuz ilerleyen teknolojik gelişmeler binanın ısıtma ve aydınlatma sistemlerinin değiştirilmesini beraberinde getirmiştir. Bazı odaların laboratuvar olarak düzenlenmesi, tuvalet sayılarının arttırılması, fotoğraflarda da açıkça görülen Duyun-ı Umumiye çekiliş odasının kantine, okul içerisinde bulunan kasa odasının da okul müzesine tebdili ilk bakışta dikkati çeken değişimlerdir. Binanın birinci dereceden tarihî eser olarak tescil edilmesiyle birlikte, yapıda köklü değişiklikler yapılmamış, ihtiyaca binaen basit onarımlar gerçekleştirilmiştir.

İstanbul’da birçok eseri olan Alexandre Vallauri’nin bu abidevi yapısı yapılış maksadının tam aksine ülkemizin bağımsızlığı ve gelişimi için çaba sarf eden öğrencilerin yetiştirildiği bir eser olarak bütün haşmetiyle Cağaloğlu semtinde varlığını devam ettirmektedir.