NİHAN KAYA İLE… İYİ AİLEYİ ARARKEN… – Söyleşi: Hatice Bildirici


Nihan Kaya, kurmaca eserleri kadar edebiyat, psikoloji ve estetik teori üzerine yazdıklarıyla da biliniyor. 1 Ağustos 1979’da dünyaya geldi. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünden 2001 yılında mezun oldu. İngiltere’de, University of Essex’teki Psikanalitik Çalışmalar yüksek lisansını Winnicott psikolojisi üzerine yazdığı tezle 2005’te tamamladı. MEF Üniversitesi Psikoloji Bölümünde Psikanaliz ve Edebiyat dersleri vermektedir.

Kitapları: Gizli Özne (Roman, 2003), Buğu (Roman,2006), Disparöni (Roman,2008), Fildişi Kuyu: Psikanalitik Edebiyat Eleştirisi ve Kadın (2012), Ama Sizden Değilim (Öykü, 2012), Yazma Cesareti (2013), Kar ve İnci (Roman,2016), Kırgınlık (Roman,2017), İyi Aile Yoktur (2018), İyi Toplum Yoktur: Günlük Hayatta Toplumun Bireyi İstismar Biçimleri (2019), Bütün Çocuklar İyidir (2019), Otobüsü Kaçıran Şoför (2020), Ada Annesiyle Duvarları Boyuyor (2020).

Nihan Hanım merhaba. Ebeveynliğe dair söylemleriniz tabuları yıkmaya yönelik temellendirmelerle kurulu. Bu yaklaşımlarınızı bugün bizimle paylaşmanızı isteyeceğiz.

Nihan Hanım, neden İyi Aile Yoktur isimli kitap yazdınız?

“İyi aile yoktur.” aslında bir “iyi aile” tanımı. İyi ailenin, “İyi aile yoktur.” diyebilen, bu sözden rahatsız olmayan aile olduğunu söylüyorum hemen arkasından. Bize “iyi aile”, “iyi anne”, “iyi baba” gibi kavramlar etrafında çeşitli yalanlar söylendi. O iyi aile, o iyi anne baba olmaya çalıştıkça çocuğumuza farkında olmadan zarar verdiğimizi göremiyoruz. İyi anne baba olmaya, görevlerimi yerine getirmeye çalışıyorsam çocuğumu tanıyamam, anlayamam. Hâlbuki çocuğa karşı tek bir görevimiz olacaksa o da çocuğu tanımak ve anlamaktır. Çocuk, bir şeylerin uygulandığı bir nesne değil. Çocuğa nasıl davranmam gerektiğinin cevabı çocuğun kendisinde, dışarıda değil. “Ben iyi anne babayım.” diyen, ebeveynliğinden emin olan kişi davranışlarını sorgulayamıyor. “Acaba iyi anne baba mıyım?” diye sorgulayabilen kişi iyi anne babadır. Sorun da bu paradokstan doğuyor. O nedenle “İyi aile yoktur.” gibi bir cümlenin bir insanı rahatsız edip etmemesi önemli bir kriter bence. Neden “İyi aile yoktur.” cümlesi -aslında rahatlatıcı bir cümle olması gerekirkenbu kadar öfke uyandırıyorken yüzyıllardır mealen söylenen “İyi evlat yoktur.” cümlesi masum görünüyor? Doğurulmayı bizden çocuklarımız talep etmediler. Çocuk bakmanın ne kadar zor olduğunu onlar dünyaya gelmeden önce biliyorduk yahut bilmeliydik, çocuğun hiçbir dahili olmadı bu işte. Çocuk büyütürken zorlanmamız çok normal, çok insani; ama bunun faturasını çocuğa çıkartamayız. Çocuklar günahsız ve hiç kimseye hiçbir şey borçlu olmadan doğarlar. Ebeveynlik bir tercih. Ciddi bir sorumluluğu üstlenmeyi göze almak demek. Ne kadar zorlanacağımızı öngörememiş olabiliriz ama “Hep bu çocuk yüzünden!” demek hakkaniyetli değil. Bu işteki en suçsuz kişi çocuk. Toplum söylemleri, bizi çocuğa ve kendi çocuğumuza karşı kışkırtıyor. Anne babalığı rahatlatmıyor bu söylemler; tersine, çocuğumuza bilenerek daha da zorlaşıyor işimiz sorgulanmayan, “masum” görünümlü yerleşik söylemler yüzünden.

İçeriğin tamamına erişmek için "dijital abonelik" işlemini gerçekleştiriniz.