NE YAPACAĞIZ BU MASALIN “KÖTÜSÜNÜ”? Nazlı Çevik Azazi

Nazlı Çevik Azazi

Çizim: Merve Dilek Efe

Masalların, kitapların tozlu sayfalarında baygın ve hafızaların karanlık odalarında tutsak olduğu dönemleri geride bırakıyoruz. Kültürümüzün kadim öğretisinin taşıyıcısı olan masallar günümüzde anlatıcıların
sözünde yeniden canlanıyor ve yetişkin, çocuk ayırt etmeden dinleyicisinin
kulaklarından içeri sızıp kalplerine iniyor, yaşam yolculuklarında onlara destek olacak güçlü imgeler sunuyor. Masalın sözü, bilge bir ninenin elini şefkatle çocuğun omzuna dokundurup yaşamında onu nelerin beklediğini, hayatına nasıl hazırlanması gerektiğini usul usul anlatmasına benziyor.
Binlerce yıllık yaşantısında çok görmüş, ömür geçirmiş bu bilge nine, çocuğun en iyi anladığı dilde konuşuyor. Bu sebeple masal nine çocukların en sevdiği ve en yakın arkadaşı oluyor.

İnsan Ruhu ve Masallar
Çocuklarımız için vazgeçilmez öneme sahip masallar eğitim öğretim ortamlarına girmeye başladıkça masalların içeriği ile ilgili tartışmalar da giderek yaygınlaştı. Masalların içindeki “şiddet” ve “kötülük” ögeleri bu
tartışmaların odak noktasında duruyor. “Ne yapacağız bu masalın kötüsünü?” sesleri yükselmeye başladıkça masalın hayatın aynası olduğunu, bu sebeple sansürlenmeden çocuklara anlatılması
gerektiğini ifade eden sesler de çoğalmaya başladı.

Masallar, içindeki şiddet ve kötücül ögelerinden, masal kahramanın yaşadığı zorluklardan ve çektiği sıkıntılardan arındırılıp sadeleştirildiğinde, ortaya her şeyin güllük gülüstanlık olduğu, adına artık masal diyemeyeceğimiz bir anlatı çıkıyor. Anlatıcı, masalın kadim arkaik yapısını iyi biliyor; hakkını vererek ve günümüzün gerçekleriyle bezeyerek anlatabiliyorsa masal çocuklarımızın hayatına dokunan ve çok büyük güçlere sahip sihirli bir değnek görevi görür. Toplumların düşlerini anlatan her bir masal, binlerce yıldır anlatıcılarının sözünde değişip dönüşmüş ve kendi içinde yükselebileceği en yüksek mertebeye ermiştir. Bu onun arketipal yapısıdır. Her bir masalın arketipal yapısı insan ruhunun evrensel prensiplerini yansıtır. Bu sebeple masalın yapısını, içeriğini, anlam ve sembol dünyasını anlamanın ve kadim olana saygı duymanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Anlatıcının bir yandan kadim olanı koruyup bir yandan da mekânları ve zamanları aşarak günümüze kadar gelmiş bu anlatıları şimdiki zamanın gerçeklerine uyarlayarak anlatması çocuklarımız için hayati öneme sahiptir.

Masallar; yaşamımızdaki iyilik ve kötülüğü, aydınlık ve karanlığı kahramanlarının eylemlerinde anlatırken bize hayattan bir kesit sunar ve sonunda hep taraf tutar: Masal her zaman iyilerden ve iyilikten yanadır.

“Çocukluğumda bana anlatılan masallar, hayatın öğrettiği gerçeklerden daha derin bir anlam barındırıyor.”

Friedrich Schiller

Mutlu Son ve Zıtlıklar

 Varoluş âlemi; gece-gündüz, yaşamölüm, aydınlık-karanlık, yukarısı-aşağısı, iyilik-kötülük, özgürlük-tutsaklık gibi zıt kutuplardan oluşur ve yaşadığımız hayat bu zıt kutupların birbiriyle dansından meydana gelir. Masalların işlediği konulara baktığımızda yaşamımızı birebir yansıladığını görürüz. Yaşamda ne varsa masalda da o vardır. Yaşamın temel prensipleri, doğanın yasaları, insanın doğa ile ilişkisi, insanın insan ile ilişkisi ve insanın kendisiyle ilişkisini masalların akışında takip edebiliriz. Masallar yaşamın bu prensiplerini insan ruhunun da dili olan sembol diliyle çok güzel anlatır.

Masallar; yaşamımızdaki iyilik ve kötülüğü, aydınlık ve karanlığı kahramanlarının eylemlerinde anlatırken bize hayattan bir kesit sunar ve sonunda hep taraf tutar: Masal her zaman iyilerden ve iyilikten yanadır. Bu sebeple masallarda her daim kötüler cezalandırılır, iyiler kazanır ve kahraman mutlu sona ulaşır. Çocuklar masal dinlerken, genellikle kendi mutlu sonunu kendi emeği ile kazanmış olan masalın ana kahramanı ile özdeşleşirler. Kahramanın masal boyunca yaşadığı serüven, kötülerle mücadelesi, kendi hakkına sahip çıkması, gerektiğinde başkalarından yardım alması, deneyimlerinden ders çıkartarak yoluna devam etmesi, çocuklarımıza kendi yaşam maceralarında destek olacak büyülü imgelerdir.

Masalın Kötüsü

Çocuklar masal dinlerken o masalın anlattıklarını hayal eder ve iç âlemlerinde yaşadıkları çatışmaları, anlam veremedikleri güçlü duygu karmaşalarını, kontrol edemedikleri dürtülerini masalın imgelerine yansıtarak rahatlar ve masalların aynasında kendi iç dünyalarının çatışmalarını daha iyi kavrarlar. Kahramanın yaşadığı zorlukları, karşılaştığı kötüleri masalın içinden çıkardığımızda, aslında o kahramanın kötülükle mücadele ederek güçlenmesini, kendi hakkına sahip çıkmasını ve deneyimlerinden öğrenmesini engellemiş oluruz. Çocuklarımıza toz pembe hayatlar sunarak onları yaşamın temel çatışmalarından uzak tutarız. Çocuklar da tıpkı yetişkinler gibi hem iç hem de dış dünyalarında her daim çelişkiler ve çatışmalar olduğunu çok iyi bilirler. Bu fenomen yaşamın temel prensiplerinden biriyken, bu çelişki ve zıtlıklarla ne yaptığı kişilerin tercihine kalmıştır. Cesaretle ve kendini bilerek çatışmalarla yüzleşen kişi hayatta güçlenerek büyür. Bu sebeple masalların çocuklarımızı güçlendirmesini, yaşamda yollarını bulmalarını, yeni anlamlar yaratmalarını istiyorsak, masalın kadim yapısını bozmamalı; masalın “kötüsüne” iyi davranmalı ve masalları hakkını vererek anlatmalıyız.

Yaşa Uygun Masal

 Çocuklarımıza masal anlatma konusunda iki önemli konuyu daha hatırlatmak isterim: Bunlar masal anlatıcısının gücü, masala kattığı veya masaldan eksilttikleridir. Masal anlatıcısının kendisi de en az masal kadar öneme sahiptir ve anlatıcının niteliğini büyük bir özenle tartışmamız gerekir. Bir diğer konu ise yaş grubuna göre masal seçimidir. Sözlü kültürümüzün bir parçası olan masalların dünyası homojen değildir ve masallar türlerine göre sınıflandırılır. Bu sebeple de yaş gruplarının bilişsel gelişimlerine göre masal seçimine dikkat etmek gerekir. Çocuklarda düşüncenin gelişimini takip etmek, hangi yaş grubuna ne anlatabileceğimiz konusunda bize yardımcı olabilir. Buna göre soyut düşünme becerileri henüz gelişmemiş çocuklara zincirleme masal ve hayvan masalı, soyut düşünme becerileri gelişmiş çocuklara ise zincirleme ve hayvan masallarının yanı sıra olağanüstü masallar (peri masalları) anlatmaya başlayabiliriz. Peri masalları içinde perilerin olduğu masallar değildir. Kısaca; içinde genellikle cadıların, ejderhaların, cinlerin, devlerin, değişim dönüşümün ifadesi olan sihir ögelerinin, üvey annelerin vs. olduğu masallar peri masallarıdır. Yazının başlığının da işaret ettiği, “Ne yapacağız bu masalın “kötüsünü” tartışması da esasen peri masalları etrafında döner. Çünkü bu ögeler genellikle zincirleme masal ve hayvan masallarında karşımıza çıkmaz

Masallar; kendini bilen, masal dünyasına ve çocuğa büyük bir hassasiyetle yaklaşan, masalın “kötüsüne” iyi davranan anlatıcılar tarafından anlatıldıkça çocuklarımızı güçlendiren efsunlu sözlere dönüşür.

Kahramanın masal boyunca yaşadığı serüven, kötülerle mücadelesi, kendi hakkına sahip çıkması, gerektiğinde başkalarından yardım alması, deneyimlerinden ders çıkararak yoluna devam etmesi, çocuklarımıza kendi yaşam maceralarında destek olacak büyülü imgelerdir.