MERAKLI BİR AKIL – İpek Coşkun

Muazzam Bir Yaşamın Sırrı (A CURIOUS MIND: The Secret to Bigger Life)

İpek Coşkun

Brian Grazer ve Charles Fishman tarafından 2015 yılında yayımlanan kitap henüz Türkçeye çevrilmemiş. Okurlarımıza dünya yayın sektöründen de eserler sunmak istediğimiz için elektronik kitap olarak alıp değerlendirdik. Brian Grazer ismi pek çoklarınıza yabancı gelmeyecektir. Grazer, Oscar ödüllü pek çok filmin yapımcılığını üstlenmiş bir isim: Akıl Oyunları, Da Vinci Şifresi, Apollo 13, Sindrellla Adam, Pavarotti bu filmlerden bir kaçı. Charles Fishman ise gazeteci, kitap daha çok Grazer odağında ilerliyor.
Yapımcı bir süredir merak konusunda kapsamlı çalışmalar yapıyor, kitaplar yazıyor, bu konudaki bilimsel çalışmaları destekliyor. Grazer, bir film ve TV yapımcısı olarak niye bu konuda kitap yazmak istediğini kitabında şöyle anlatıyor:

Ben bir bilim insanı, bir psikolog ya da psikiyatrist değilim. Peki böyle bir kitabı niye sen yazdın diye sorarsanız, merakım olmasaydı ben Hollywood’da bir yapımcı da olamazdım. Zekâmdan, çabamdan, ilişkilerimden ziyade merak benim istediğim hayatı yaşamamı sağladı. Akıl Oyunları, Apollo 13 gibi pek çok filmimi de bu merakım sayesinde yaptım diyebilirim. Herkes bana film yapımcısı diyor ama aslında bir hikâye anlatıcısıyım.

Kitap yedi bölümden oluşuyor. Her bölümde yazarın kendi tecrübeleri üzerinden örneklerle merakının ne denli yolunu aydınlattığını, zaman zaman başına iş açsa da merakından hiç vazgeçmediğini tekrar tekrar ifade ediyor. Merak insana verilmiş bir süper güçtür diyor.

Kitapta merakın; kişilerin yaşı, eğitim seviyesi, gelir düzeyi ne olursa olsun her insanda olan doğası itibari ile demokratik olduğuna vurgu yapılıyor. Tabii bu nimetten nasıl yararlanacağınız tamamen size kalmış bir şey. Sürekli canlı da tutabilirsiniz, kış uykusuna da yatırabilirsiniz.

Kitap, merakın terbiyesinden de bahsediyor. Bu manada iki hususa dikkat çekiyor:

Birincisi, merak iyi sorular sormayı gerektirir, elbette ama pek çoklarının yaptığı gibi iyi soru sordum deyip gelen cevabı kulak ardı etmemek lazım diyor. Cevaba iyi odaklanmak gerekli. İkinci husus, merak ettiğiniz şeyle ilgili hareket etmeye istekli olmanız. Merak durağanlığı kabul etmez, her daim dinamik olmayı gerektirir.

Bir çocuktan içinde muazzam merak barındıran sayısız sorular alabilirsiniz: Gökyüzü neden mavi? Mavinin tonu neden bazı yerlerde daha fazlayken diğer yerlerde daha az? O mavi neden gece kayboluyor? Genelde yetişkinler gökyüzünün neden mavi olduğunu anlatamadığından, çocuğun neden bu kadar meraklı olduğunu, biraz susmasını ister. Cevap vermek yerine, yetişkin otoriterliği ile soruyu püskürtüverir. Kitaba göre, işte merak böyle öldürülür.

Grazer, kendi hikâyesi üzerinden 35 yıllık profesyonel yaşamında merakının ona ne kadar mesafe aldırdığına dikkat çekerken merakı sayesinde Hollywood dışındaki dünyalara da merak sardığını, yıllarca gösteri dünyasından olmayan insanlarla yaptığı merak sohbetlerinin onu ne çok zenginleştirdiğini anlatıyor. Ve kitabı da aslında biraz bunun üzerinden yapılandırıyor. İnsanlarla etkileşim, bilhassa sizin dünyanızdan olmayan insanlar hakkında bilgi sahibi olmak, onlarla sohbet etmek ve yaşam alanlarını ziyaret etmek… Gişe rekoru kıran filmlerinin ilhamını bu sohbetlerden aldığını söylüyor.

Kitabı okurken hatırıma bir kaç yıl önce İstanbul’da uzun uzun sohbetinden istifade ettiğim Saadettin Ökten Hoca’nın hiç aklımdan çıkarmadığım öğüdü geldi: “Gençler! Toplumu, hayatı, medeniyeti doğru anlamak için kendinizi sadece kitap okumaya vermeyin, kitap okumak elbette değerlidir ama yeterli değildir. Bunu tamamlayan en önemli ve vazgeçilmez şey insanlarla olan etkileşimlerinizdir. Her insan, okuyabilen için bir külliyattır zaten.”

Kitap, merakı yaşantılar üzerinden ele aldığı için oldukça akıcı ve keyifli. Umarım kısa zamanda Türkçeye kazandırılır.