MEKÂNIN TAŞRASINDAN İNSANIN TAŞRASINA: DÖNGEL DÜNYA – Sema Bayar

SAİT FAİK HİKÂYE ARMAĞANI 2020

Yunus Emre “Yaban yolun gözetme/ Yol evde taşra gitme” dizelerinde yürünecek asıl yolun insanın içinden geçtiğini, dışarıda bir yol aramanın beyhudeliğini anlatır. Taşra gitmek anlamsızdır, yol içeride, özdedir.
Taşrayı mekânın ötesinde bir imgeye dönüştüren bu dizeler “Taşra neresidir?” sorusunun boşluğa düştüğü günümüze, yüzyıllar öncesinden verilmiş bir cevap niteliği taşır. Merkezin karşısında edilgen bir hüviyette konumlanan taşra kaygan bir zemindedir. Zira belirleyen/merkez
ve belirlenen/taşra arasındaki mesafeler kalkmış, insanlar da mekânlar da bütün yaşam tarzları da burun buruna gelmiş, birbirine karışmıştır.

Yakın geçmişte çok daha belirgin bir şekilde edebiyatın konusu olan taşra imgesi de değişip dönüşerek zamandan ve uzamdan bağlarını koparmış, sınırları ortadan kaldırmıştır. Artık mekânın taşrasından insanın taşrasına yolculuk başlamıştır. Yol evde insanın içindedir. Büyük şehirlerin tarrakası altında kıskaca alınan ruhlar, mütemadiyen uğuldayan kentlerin şişkin
beton yüzleri arasında sıkışan insanlar artık kentte de kırsalda da aynı can sıkıcı çemberin içindedirler. Kıyısında gezindiği belki de bu yüzden diğer insanlardan çok daha baskın bir şekilde hissettiği o çemberin…

İçeriğin tamamına erişmek için "dijital abonelik" işlemini gerçekleştiriniz.