KURMACADAN HAYATA HANGİ EBEVEYNLİK? – Hülya Ağın Haykır

Lev Tolstoy ve çocukları

Bir çocuğu yetiştirmek için koca bir köy gerekir.

Kız bebeğin pembe, erkek bebeğin mavi sevdiğini nereden anlarız? Her kız çocuğu oyuncak bebek sever mi veya her erkek çocuğu oyuncak kamyon? Onlar, dünyayı tanımadan önce onların yerine giysilerinin ve oyuncaklarının ne olacağını seçen insanlar var mecburen. Ya dünyayı tanımaya başladıktan sonra? Yine var yerlerine karar veren… Anne ve babaların kendilerini çocuğundan ayrı görmediklerini, kullandıkları dilden anlıyoruz. Davranışını beğenmediğinde “Amcaya öyle demiyoruz değil mi kızım?” diyerek sözde soru cümleleri kuruyor, çocuğu hastaysa onun yerine “Bugün ateşimiz hiç düşmedi.” diyor “biz” diliyle konuşan ebeveynler. Doğmamış çocukları adına sosyal medya hesapları açıyor, “ocu anne, bucu baba…” sıfatlarıyla çocuklarının sahibi olarak istediklerini paylaşıyorlar. Peki, nedir anne ve baba olmayı tüm vasıfların üstünde tutan bu durumun nedeni?

Nasıl ki cinsiyet rolleri biz dünyaya gelmeden oluşturuluyorsa, annelik ve babalık rolleri de ana baba olmadan toplum tarafından belleğimize inşa ediliyor. Kültürel bilişlerimiz, deneyimlememize fırsat bırakmıyor, davranışlarımıza kuruluveriyor. Çocuk yetiştirmek gelişimden ziyade toplumsal kuralların etkisinde. “Erkekler ağlamaz!”, “Kızlar o saatte dışarıda olmaz!” yakın zamana kadar çoğumuzun sorgulamadığı yargılardı. Artık durum farklı: Türkiye’de ebeveynlik anlayışı otoriterlikten aşırı koruyuculuğa ve müdahaleciliğe doğru yol alıyor. Kuşaklar hangisi doğru diye tartışırken dünya değişiyor.

İçeriğin tamamına erişmek için "dijital abonelik" işlemini gerçekleştiriniz.