GENCİM, ÇALIŞIYORUM, KAZANIYORUM – Hatice Bildirici & Şule Erdem


Yaşıtlarından erken yaşta çalışma hayatına atılmış emekçi gençleri görmüşsünüzdür. Biz onların neler yaşadığını ve neler hissettiğini merak ettik. Akın, Sultan, Bayram ve Kemal bize kendilerini tanıttılar; işe başlama sebeplerini, çalışma yaşamlarını, bu yeni hayat biçiminin onlara neler kazandırdığını anlattılar. Hemen hemen aynı yaşta ama farklı hikâyelere
sahip bu dört genç bakın neler söylüyor:

Akın Şensözlü

Ankara’da Şaşmaz Oto Sanayi Sitesinde kalfa.
Özkan Erdek Mesleki Eğitim Merkezinde öğrenci

Fotoğraf: Şule Erdem

18 yaşındayım. 15 yaşımda sanayide çalışmaya başladım. Okula devam etmek istemedim. 8. sınıftan sonra okulun bana uymadığını düşündüm ama ailemin isteğiyle lise birinci sınıfı okudum. Arabalara ve modifiyeye karşı büyük bir ilgim vardı. Sanayide arabalarla uğraşmayı ben istedim. Ailemi ikna ettim. Kaydımı çıraklık okuluna aldırarak bu işe başladım. İşimi çok seviyorum. İşimle aramda apayrı bir bağ var hatta işime karşı içimde saygı
ve aşk var. Bu işte geliştikçe, yeni şeyler öğrendikçe mesleğimi daha çok seviyorum.

Okuldayken genelde verilen ödevleri hiç umursamaz, araştırma yapmazdım. Ama bu işle alakalı bir sürü araştırma yapıyorum ve işime daha çok bağlanıyorum. Çalışma hayatının bana öğrettiği çok şey var. Sorumluluk almayı, insanlarla samimiyeti, her insanın aynı olmadığını, hayatın öyle okuldan eve evden okula olmadığını, dünyada tozpembe yaşanmadığını öğrendim.

Nerede konuşup nerede susmam gerektiğini, ne zaman nasıl davranacağımı, insanlara olan saygıyı, hayatın zorluklarını, her zaman mutlu, huzurlu olamayacağımı, olgun olmayı, kendi ayaklarımın üzerinde
durmayı, zorlandığımda başımın çaresine bakmayı öğrendim. Aslında çalışmak bana beni öğretti.

Yaşıtlarımla çalışmamak sanayiye başladığım zaman çok tuhafıma gitmişti.
Benden yaşça büyük insanlarla çalışmak başta garip geliyordu ama zamanla onlar gibi düşünüp onlar gibi kararlar vermeye başladım. Baktım, insanın öğrenip yaptığı iş, öncelikle kendi yararına. Kimsenin kimseye
bir faydası yok, dedim kendi kendime. Sen de kendine faydalı olmalısın. Akın, bu hayatı böyle tozpembe geçiremezsin dedim. Şöyle geriye dönüp yaşıtlarıma baktığım zaman şaşırıyorum. Ben de mi böyleydim diyorum.


“Arkadaşlarımla bir araya geldiğimde kendimle gurur duyuyorum. Konuşmalarında kendi yaptıklarını değil, anne-babalarının ya da başkalarının desteğiyle yaptıklarını anlatıyorlar. Benim hayatım daha zor ama daha güzel.”

Onlarla bir araya geldiğimde kendimle gurur duyuyorum. Konuşmalarında
kendi yaptıklarını değil, anne-babalarının ya da başkalarının desteğiyle yaptıklarını anlatıyorlar. Benim hayatım daha zor ama daha güzel, diyorum.

İşimden çok keyif alıyorum. Hele ki uzun, kafa yoran işlere bayılıyorum. O cıvatayı söküp sıkarkenki cırcırın, lokmanın sesine bayılıyorum, böyle sanki benimle konuşuyorlarmış gibi geliyor. Aletler bana bir
şeyler anlatıyorlar ben de onları dinliyorum. Her aracın farklı bir motor sesi var. O sesleri dinleyip kulak verdikçe farklı farklı sesler duydukça daha da çok seviyorum işimi.

Aslında her arabanın farklı bir dili var; hepsi aynı şeyi anlatmıyor. (Olamam çok sevsem de bir aşkın kölesi/ milletin derdi aşk benimki araba meselesi).

Kendi paramı kazanmak çok güzel bir duygu. Bu hayatta hele ki kendi emeğimle kazandığım parayla bir şeyler yapmak bana mutluluk veriyor. Alnımın teriyle para kazanmayı seçtim. Allah razı olsun, bu yaşıma kadar ailem bana baktı ama artık benim onlara faydalı olma zamanım geldi diye düşünüyorum. Her işin bir zorluğu var ama önemli olan bu işin zorluğuna göğüs germek.

Okulu bırakıp işe başladığım zaman herkes bana yapma çok pişman olursun, dedi. Hep aynı öğütleri almaktan bıkmıştım. Şimdi pişman mısın derseniz zerre kadar pişman değilim. Bazen yüksek tahsil yapmış insanların hayattan hiçbir zevk almadığını görüyorum. Ben işime koşarak geliyorum. Mutluluğu sevdiğim işi yapmakta buldum.

Sultan Çiçek

Batıkent Ş. Evliyagil Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Gazetecilik Bölümü TV Muhabirliği Dalı 11. Sınıf öğrencisi


17 yaşındayım. Okuldaki çeşitli etkinliklere katılıyorum ve okulun halk oyunları ekibindeyim. Okul dışında da halk oyunlarına devam ediyorum. Annem ve babam dört yıldır ayrı. Biz dört kardeşiz ve dördümüz de okuyoruz. Ben, abim ve kız kardeşim lisede; en küçük kız kardeşim ilkokulda. Oturduğumuz ev kira ve babamdan hiçbir destek görmüyoruz.
Annem bizleri okutabilmek ve ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek için çalışıyor. Ayrıca belinden de rahatsız. Çok fazla ağrısı oluyor. Ona destek olmak amacıyla çalışmaya başladım.

Bir AVM’deki lokantada garsonluk yapıyorum. Sipariş alıp sipariş getiriyorum. Mutfak bölümünde çatal, kaşık, bardak gibi eşyaları siliyor ve yerlerine yerleştiriyorum. Müşterilere çay getirip götürüyor, sorumlu olduğum masaların hesaplarıyla ilgileniyorum. İki günde bir içecek dolabını düzenliyor ve gerekirse çevre mağazalardan verilen siparişleri yerlerine götürüyorum.

Çalışma hayatının birçok zorluğu var ya da bana çok zor geliyor, galiba yaşım gereği böyle hissediyorum. Sürekli ayaktayım ve bir yerlere bir şeyler yetiştirmem gerekiyor. Hep aynı işleri yapıyorum. Günde üç kere kısa molamız oluyor. Saat 2-3 gibi de 30 dakika yemek molası, saat 5 civarı 15 dakika ihtiyaç molası ve saat 7.30 gibi de çorba molası veriyorlar. Ama müşteri yoğunluğuna göre bu molalar olmayabiliyor da. Yoğunluktan dolayı yemek yiyemediğimiz de çok oluyor. Sürekli ayakta olduğumuz için ayaklarım çok ağrıyor, bazı geceler bu ağrıdan sabaha kadar uyuyamıyorum. Hafta içi okula hafta sonları işe gittiğim için dinlenme
fırsatım olmuyor. İstediğim gibi derslerime çalışamıyor ve dinlenemiyorum. Çalışmaya ilk başladığımda yanlış bir şey yapmaktan
çok korkuyordum çünkü tecrübesiz olduğum için azarlanmak veya bana bağırılması çok zoruma gidiyordu ve sinirleniyordum.

Her şeye rağmen yorularak çalışmak ve hak ettiğim parayı kazanmak çok güzel. Bu bana güven veriyor ve gurur duyuyorum. Büyük değil ama olgun olduğumu düşünüyorum.

Aslında çalışmaya başladığım zaman çok hevesliydim ama sonradan bedenen çok yorulduğum için bana ağır gelmeye başladı. Annem çalışmamı istememesine rağmen şartlardan dolayı çalışmaya devam etmek
zorundayım.

Çalışmaya başladıktan sonra annemin bizler için nelere katlandığını anladım ve ailenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha kavradım. Yaşadığımız en zor günlerde bile birbirini çok seven ve sahip olduklarının değerini bilen bir ailem olduğu için şanslı olduğumu düşündüm, her gün Allah’a şükrettim. Her şeye rağmen yorularak çalışmak ve hak ettiğim parayı kazanmak çok güzel. Bu bana güven veriyor ve gurur duyuyorum. Büyük değil ama olgun olduğumu düşünüyorum.

Bayram Kara

Aydınlıkevler Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi,
Radyo-Televizyon Bölümü, 11. SınıfÖğrencisi


17 yaşındayım, Ankaralıyım. Fotoğrafçılık yapıyorum. Hem bireysel hem de toplu çekimlere gidiyorum. Ayrıca bir düğün salonunda fotoğrafçı olarak çalışıyorum. İşimle ilgili birtakım zorluklar yaşıyorum. Bunların başında ekipmanlarımın yetersizliği geliyor. Yaptığım çekimler her zaman istediğim kalitede olmuyor. Elimden geldiğince bunun önüne geçmeye çalışıyorum. Ayrıca aile baskısı da işimi zorlaştırmıyor değil.

Aktif çalışma hayatına başlama sebebim bu mesleğe ilgi duymamdı. İyi fotoğraf çektiğimi düşünen çok insan vardı. Ben de neden olmasın dedim ve işe başladım. Benim için bu işin belki de en güzel yanı kendi harçlığımı çıkarabiliyor olmam.

Okul ve çalışma hayatını aynı anda yürütebiliyorum. Gittiğim çekimler ya
hafta sonu oluyor ya da okuldan sonraki saatlerde. İşimi yapmaya koşarak gidiyorum çünkü çalışmaktan çok zevk alıyorum, hele uzun süreli bir iş olduğu zaman. Çalışma hayatı bana sorumluluk sahibi olmayı ve çalışkanlığın rahatlığını öğretti. Kısacası çalıştığım zamanlar hayatı öğrendim diyebilirim.

Kendi yaşıtlarımla çalışmıyorum bunun elbette ki zorluğu var ama ben bunu bir fırsata çevirdiğimi düşünüyorum. Karşımdaki kişinin nasıl bir üslubu varsa onun bu üslubunu göz önünde bulunduruyorum. Bu sayede kolayca anlaşabiliyoruz.

Çalışma hayatı bana sorumluluk sahibi olmayı öğretti.

Kendi paramı kazanmaya başladığımda diğer insanlardan farklı olduğumu
hissediyorum. Artık ailemden her seferinde para almak yerine onlara bir şeye ihtiyacınız var mı diye sormak beni gururlandırıyor. Kendimi büyümüş hissediyorum, çünkü gittiğim çekimlerde türlü türlü insanla
karşılaşıyorum. Benden büyük küçük birçok insanın davranışlarını ölçüp anlamaya çalışıyorum. Bunların beni olgunlaştırdığını düşünüyorum.

Ailemden her seferinde para almak yerine, onlara bir şeye ihtiyacınız var mı diye sormak beni gururlandırıyor.

Kemal Kabacı

Ulus İlk Meclis Anadolu İmam Hatip Güzel
Sanatlar Lisesi Müzik Bölümü 10. Sınıf öğrencisi

Fotoğraf: Şule Erdem

18 yaşındayım, nişanlıyım, ailemle yaşıyorum. Keman çalıyorum. Keman
çalmayı altı yaşımda öğrendim. Nasıl öğrendin diye sorarsanız, ailem vesile oldu diyebilirim. Babam ve abim de keman çalıyor. Ben, onların enstrümanlarıyla öğrendim. Çok çalıştım ve şimdi de emeğimin karşılığını alıyorum.

Şu anda hem okula gidip eğitimimi sürdürüyorum hem de müziğimi yapmaya devam ediyorum. Çeşitli mekânlarda ekstra olarak sahne alıyorum. Bir müzik grubumuz var. Bu grubumuzla da düzenli biçimde
Ankara’nın nezih bir mekânında müzik yapıyoruz.

Okul ve iş hayatını bir arada yürütmek başlarda bana çok yorucu gelmişti. Ama bir süre sonra bunu kabullendim. Hatta benim için bir serüven hâline geldi. Alıştım, alışmaya da mecburum diyebilirim. Çünkü hayatımı bu şekilde devam ettireceğim. Allah’ıma şükürler olsun, çok iyi para kazanıyorum ve kendi paramı kazandığım için çok gururluyum. Ayrıca araba borcumu ödüyorum. Yakında araba kullanmaya da başlayacağım için seviniyorum.

İşe başlamak, bana hayatın aslında ne kadar zor olduğunu ve çok çalışmam gerektiğini öğretti. İnsanlar çeşit çeşit. Çalışmasaydım hayatın gerçek yüzünü göremezdim galiba. Daha önce hayat çocuk oyuncağı gibi gelirdi
bana. Şimdi her şeye başka türlü bakıyorum.

Konservatuvarda okuyup sonra da akademisyen olmak istiyorum.

Gelecekte de müzik yapacağım. Konservatuvarda okuyup sonra da akademisyen olmak istiyorum. Yani hem keman çalarak para kazanmaya devam edip hem de üniversitede hoca olmak niyetindeyim.

Kendi paramı kazandığım için çok gururluyum. Ayrıca araba borcumu ödüyorum. Yakında araba kullanmaya da başlayacağım için seviniyorum.