GENÇ ve SANAT – Prof. Dr. Feyza Çorapçı

Boğaziçi Üniversitesi/ Psikoloji Bölümü


Son yıllarda yapılan çalışmalar, sanatla uğraşmanın gençlere estetik bir farkındalık kazandırmanın yanı sıra hem okul başarısı hem de kişilik ve sosyal gelişimleri için kritik becerileri kazandırma potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor.

Sanatla uğraşmak her yaştan gence yaratıcılık, hayal gücü ve kendini ifade etme özgürlüğü sunar. Bu özgürlük; gençlere denemeler yapmaları, keşiflerde bulunmaları, yeni şeyler öğrenmeleri, sebat etmeleri, gerektiğinde yardım istemeleri, hatta işbirliği yapmaları için sayısız fırsatlar sağlar. Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), sanatın ve sanat eğitiminin çocuk gelişimi üzerinde oynadığı önemli rolü vurgulayarak toplumdaki her çocuğun ve gencin sanata erişimini evrensel bir insan hakkı olarak savunur. Türkiye’de gençlerin sanat faaliyetlerine katılımının artırılması Ulusal Gençlik Politikası hedefleri içinde de yer almaktadır.

Dünyanın pek çok ülkesinde ve Türkiye’de yaygın ve örgün eğitimde sunulan müzik (enstrümantal ve vokal müzik), sahne sanatları (dans, halk oyunları, tiyatro), edebiyat (hikâye ve masal atölyeleri, yaratıcı yazarlık), tasarım ve görsel sanatlar (resim, heykel, seramik, fotoğraf) ve geleneksel el sanatları (ebru, çini) gibi atölyeler, her yaştan çocuk ve gence sanata erişim olanağı sağlıyor. Peki, bu atölyeler gençlere sanat yoluyla ne gibi öğrenme fırsatları sunmaktadır?

Son yıllarda yapılan çalışmalar, sanatla uğraşmanın gençlere estetik bir farkındalık kazandırmanın yanı sıra hem okul başarısı hem de kişilik ve sosyal gelişimleri için kritik becerileri kazandırma potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor. Müzik, dans, resim ya da tasarım, uğraşılan sanat dalının içeriği ne olursa olsun, yaratıcılık süreci gençlerin gözlem ve planlama yapmalarını, yaptıkları işe odaklanmalarını ve yaptıkları işi her adımda değerlendirmelerini içerir. Dolayısıyla, sanat etkinlikleri pek çok bilişsel becerinin gelişimi için fırsatlar sunar. Son yıllarda yapılan çalışmalar da, sanat etkinliklerine daha fazla katılan çocukların, daha az katılan akranlarına kıyasla, okulda daha fazla başarı gösterdiklerini, daha iyi notlar aldıklarını ve üniversiteye başlayabilme oranlarının daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.

Gençlerin yer aldıkları farklı serbest zaman etkinliklerini inceleyen araştırmalar, lise öğrencilerinin en fazla orkestra, koro, dans, drama, yaratıcı yazarlık gibi performans ve güzel sanat programlarında kendilerine bir hedef koyup kararlılıkla çaba sarf ettiklerini ve zaman planlaması yaptıklarını ortaya koyuyor. Özellikle de atölye sonunda seyirciye açık bir sunum hedefi varsa, gençler kendilerine verilen yaratma özgürlüğünü daha büyük bir sorumluluk bilinciyle kullanıyor.

Sanat atölyelerine katılan gençlerin kaygı, depresyon gibi duygusal sorunlarının; katılmayan akranlarına kıyasla azaldığına işaret eden çalışmalar da mevcuttur. Ortaokul ve lise çağındaki öğrenciler, bu atölyelerde rahatladıklarını ve kendilerini daha enerjik hissettiklerini dile getiriyorlar. Bu gençlerin aileleri de, çocuklarının güven ve öz saygılarının gözle görülür şekilde arttığını, akranlarıyla daha olumlu ilişkiler içinde olduklarını ve kararlarını daha bağımsız şekilde verebildiklerini dile getiriyor. Buna ek olarak aileler, programın çocuklarına sorumluluk hissini aşıladığını, bir takım olarak çalışma disiplinini ve birbirini dinleme, uzlaşma ve ortak karar verme becerilerini kazandırdığını paylaşıyor. Kimi zaman göçmenlik, küresel ısınma gibi toplumları etkileyen problemler de sanat yoluyla odağa alınmaktadır. Bu gibi sanat etkinliklerine katılan gençler, içinde yaşamak istedikleri çevreyi daha iyi düşünmeye başlıyor ve toplumsal sorumluluk duyguları artıyor.

Hızlı bir psikolojik değişimi ve çocukluktan yetişkinliğe geçişi içeren ergenlik, gençlerin kendilerini keşfetme sürecini de deneyimledikleri kritik bir dönemdir. Gençler, hayatlarında önem verdikleri konular üzerine daha fazla düşünmeye başlar, değerlerini keşfetmeye ve kendilerini akranlarından farklılaştıran özellikleri anlamaya çalışırlar. Kimlik duygusu geliştirme sürecinde olan gençler için sanat, kendilerini tanıyıp özgün yanlarını keşfedebilmelerine, kendi seslerini duyurmalarına da olanak sağlar. Özellikle, tiyatro, film, yaratıcı yazarlık, animasyon gibi sanat dallarında gençlerin bir hikâye veya karakter oluşturmaları veya bir role bürünmeleri kendilerini keşif sürecine önemli bir katkı sağlar.

Ergenlik dönemi her ne kadar gençlerin zihinsel, sosyal ve duygusal olarak hızla olgunlaştıkları bir dönem olsa da, gençleri strese karşı daha tepkili kılar; onlara heyecan veren, yenilik ve risk içeren deneyimleri aramaya yöneltir.

Sanatla uğraşmak gençlerin bu dönemde artan risk alma ihtiyaçlarını giderebilir mi? Gençlerin okul sonrasında yönelebilecekleri diğer riskli davranışları azaltabilir mi?

Her ne kadar sanat atölyeleri riskli bir uğraş olarak görülmese de, bu atölyeler aslında gençlerin “sosyal” riskleri göze aldıkları ortamlardır. Sanatla uğraşmak, gencin iç dünyasını ve fikirlerini hayal gücüyle harmanlayarak yaratıcı işler ortaya koymasını, daha önce hayal edilmemiş olan şeyleri hayal etmesini ve yarattığı ürünü (örneğin, bir tiyatro oyununda canlandırdığı rolü, yaptığı bir heykeli veya çaldığı bir gitar parçasını) sunmasını gerektirir. Dolayısıyla bu yaratım ve paylaşım süreci, gençlerin atölyedeki akranları ve yetişkinler tarafından değerlendirilmeyi içerir. Yapılan çalışmalar, serbest zamanlarında sanat etkinliklerine daha çok zaman ayıran ve risk alma ihtiyacını bir sanat atölyesinin güvenli ortamı içinde deneyimleyen gençler arasında madde kullanımının daha düşük olduğuna dikkati çekiyor.

Yapılan çalışmalar, serbest zamanlarında sanat etkinliklerine daha çok zaman ayıran ve risk alma ihtiyacını bir sanat atölyesinin güvenli ortamı içinde deneyimleyen gençler arasında madde kullanımının daha düşük olduğuna dikkati çekiyor.


Sonuç olarak, son 20 yıldır yapılan araştırmalar, gençlerin sanat etkinlikleri ile buluşmasının dönüştürücü gücüne işaret ediyor. Ancak, sanat atölyelerini özel yetenek gerektiren programlar olarak gören, hatta okul başarısına engel olarak düşünen ailelerin sayısı azımsanmayacak kadar yüksek. Dolayısıyla, sanat atölyelerine erişim ve katılımı arttırmak için ailelere sanat yoluyla gençlerin planlama, zaman yönetimi, özgüven, kendini tanıma, sebat etme gibi becerileri öğrenebilecekleri konusunda bilgilendirmeler yapmanın önemi yadsınamaz. Ayrıca, sanat derslerinin okul müfredatındaki ağırlığı, özellikle dezavantajlı ailelerin çocuklarının nitelikli sanat deneyimlerinden mahrum kalmamasında son derece önemlidir. Tüm bunların yanı sıra, sunulan sanat atölyesi içeriğinin gençlere hitap eden bir yanı olması çok önemli, çünkü günümüzde sanat atölyelerine alternatif pek çok “rakip” etkinlik bulunuyor. Bu etkinliklerin başında TV seyretmek, sosyal medyada vakit geçirmek, arkadaşlarla bir arada olmak, dışarı çıkıp gezmek gibi etkinlikler yer alıyor. Bu yüzden, bilişsel ve sosyal açıdan daha yetkin olan 15-18 yaş grubuna yönelik projeler gençlerin ilgi alanlarına dair bilgi toplanarak ve popüler kültüre dair merakları göz önünde bulundurularak tasarlanabilir. Film, animasyon, fotoğrafçılık, görsel ve dijital tasarım, yaratıcı yazarlık gibi farklı sanat dallarını bir araya getiren atölyelerde gençlere yaratıcı projeler geliştirme deneyimi kazandırılabilir.