EZBER BOZANLAR!

HAZIRLAYAN: HÜLYA AĞIN HAYKIR

Ezber bozan dört öğretmene sorduk:

Emre ÖZEL
MEB YEĞİTEK Genel Müdürlüğü

Eğitimde dönüşüm çalışmalarınızda sizi harekete geçiren nedir?

Eğitim, toplumsal değişim sürecini etkileyen ve değişimden etkilenen bir kavramdır. Bu özelliğinden dolayı hem değişimin öznesi hem nesnesidir. Öğrenci, öğretmen ve velilerde dönüşümü sağlamak için sadece fiziksel olarak okul donanımını değil zihinlerde var olan kalıp yargıları da değiştirmemiz gerekmektedir.

Bir öğretmen olarak çalışmalarımda Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün “Muallimler, her vesileden istifade ederek, halk ile beraber olmalı ve halka, muallimin çocuğa yalnız alfabe okutan bir varlıktan ibaret olmayacağını anlatmalı.” sözünden ilham alırım. Anadolu’nun dört bir tarafında eğitim meşalesini yakmaya devam eden yüzbinlerce eğitim neferinden biri olarak yaptığım tüm projelere projenin asıl hedef grubu olan öğrencilerimi ikna ederek yola çıkarım. Üşümüş ellerini ovuşturarak ısıtmaya çalışan Ahmet, sıranın altındaki lor peyniri ile öğlen yemeği yiyen Zeynep’i ikna etmezsek bırakın toplumu dönüştürmeyi düşüncelerimiz okul bahçesinin duvarlarını dahi aşamaz. Öğrencilere okulu sevdirsin diye sınıfı bilim merkezine çevirirken duvarlarını turuncuya boyadığımızda, “Hoca’m acaba uygun olur mu?” diye soran veliler, rengârenk köy projemizle evlerini pembeye, kırmızıya, maviye boyamışlardı. “Hoca’m bu yaştan sonra kitap okunur mu?” diye soran Nusret amca, eski köy odasını restore ederek köyümüze kazandırdığımız kıraat evi açıldığında torunu ile herkesten önce kitap okumaya gelmişti. “Emre Hoca’m elektriğin olmadığı yere bilim merkezi mi gider?” diye soran köy muhtarımız, bilim otobüsünü görünce hurda otobüsün nasıl dönüştüğüne çok şaşırmıştı. “Evinizde televizyon izlerken aile ekonomisine katkıda bulunacaksınız.” dediğimde bana inanmayan gözlerle bakan Nebahat teyze de bakırı işleyip geleceğini düşlerken artık daha inançla bakıyordu yarınlara. Köydeki komşum Nazım amca “1800 rakımda kavun karpuz mu yetişir?” diye sorarken öğrenciler ile birlikte kurduğumuz uygulama bahçesinde hasada hepimizden çok yardım etmişti. Kardeşi askerde olan okul aile birliği başkanımız Levent ağabey herkesten çok sevinmişti okuldaki organik markette üretip sattığımız ürünlerin gelirini Mehmetçik Vakfına bağışladığımızda. 

Dönüşüme zihinlerden başlamalı. Yaptığımız işlere en ön sıradaki öğrencilerden başlamalı hatta. Sonra silsile ile tüm toplum değişir, dönüşür ve gelişir… Zamanında bir köy öğretmeni olarak ön sıradaki Ahmet’e projelerimi anlatırdım. Ardından köye, bir ilçeye ve bir ile hizmet ederek ve anlatarak devam ettim. Sonunda projelerimi Sayın Bakanımız Prof. Dr. Ziya Selçuk’a anlatıyorum. Benim açımdan değişimin öznesi Ahmet’tir: “Bir Ahmet değişir, tüm ülke değişir.” 

II.

Fatma AYAN
Alanya Mahmutlar Kılıçarslan İlkokulu

Eğitimde dönüşüm amacıyla yaptığınız çalışmalardan söz eder misiniz?

2013’te Alanya’da tek öğretmen olarak atandığım ilkokul, kapanma listesine alınmış, harabe bir okuldu. Fakat hâlâ öğrenciler vardı. Ağaçların arasında denize 4, ilçe merkezine 20 kilometre uzaklıkta olan bu köydeki çocukların büyük bir kısmı denizi dahi görmemişti. Önümdeki tablo beni bir seçim yapmaya zorluyordu. Ya bilinen yolu seçip bir an önce başka bir okula atanmak için çabalayacaktım ya da bulunduğum yeri yaşanılır kılacaktım. Ben ikinci yolu seçtim. Dönüşüm kitapla başlar, diye işe öncelikle öğrencilerimden bir kütüphane resmi çizmelerini isteyerek başladım. Öğrencilerimden Sedat hiç kütüphane görmemişti; hayallerindeki kütüphane duvarlı değildi: Büyük  bir bahçe kütüphanesiydi. Duvarların yerinde kocaman bir güneş; sandalyelerin yerinde rahat hamaklar, minderler ve banklar vardı. Arkadaşlarıyla Sedat’ın hayalini gerçekleştirmek istedik. İnternet aracılığı ile bir kampanya başlattık. Şimdi Türkiye’nin ilk ve tek açık hava kütüphanesine sahip 8000 kitabı olan birleştirilmiş sınıflı bir ilkokuluz. Bizim için kitap okumak artık güneşli bir keyif.

Kütüphane dönüşüm için başlangıçtı. Ders kitapları ve kitaplar dışında bir öğrenme imkânı da olsun istedik. Sosyal medya üzerinden bir proje başlattık ve gönüllülere “Bana ne öğretmek istersin?” diye sorduk. Okulumuza gelebilen öğretim görevlileri, alanının uzmanları okulda atölyeler açtı. Okula gelemeyen gönüllüler ise webinar ile öğrencilere ders vermeye başladılar. Afrika’dan bir resim öğretmeni resim, İsviçre’den bir gönüllü coğrafya dersi verdi. Dünya artık öğrenciler için gözlerinin ilerisindeki çam ağaçları değil Afrika’ydı, İsviçre’ydi.

Dönüşümde çevrenin gücünü de önemsedik. Çocuklarımız toprağın, tarımın ve çevrenin önemini yaparak yaşayarak öğrenebilsin diye okulumuzda bir sera ve mini tarlalarda tarım yapıyoruz. Burada her işle öğrenciler ilgileniyor. Öğrenciler, mutfakta kendi yetiştirdikleri ürünlerden kendileri yemek yapıyor. 

Öğrencilerin duygusal ve sosyal gelişiminde ve dönüşümünde önemli rol oynadığını düşündüğümüz bir diğer konu hayvan sevgisi. Öğrencilere küçük yaşlardan itibaren hayvan sevgisi kazandırmak için okulumuza 2016 yılında Kepez Hayvan Barınağından Şirin ismini verdiğimiz engelli bir köpek getirdik. Ardından hayvanlar için bir kümes yaptık. Gördük ki hayvanlarla büyüyen çocuklar dışa dönük oluyor, öz saygıları ve öz güvenleri artıyor, sorumluluk alıyor, empati kurabiliyor. 

Deneyimlerim, çocuğa yaptığımız her yatırımın er geç yerini bulduğunu gösteriyor. O yüzden bugün yakındığımız bir şey varsa geçmişte eksik bıraktığımız bir şey olduğu içindir. İyi bir şey varsa o da geçmişteki iyi işlerimizin eseridir.

III.

Nuri DAĞDELEN
Balıkesir Kepsut Yatılı Bölge İlköğretim Okulu

Eğitimde dönüşüm süreci kimden başlar?

Dönüşüm senden başlar, benden başlar, bizden başlar. Ama dönüşüm önce öğretmenden başlar. Öğretmen bir adım atar, öğrenci değişir; öğretmen bir adım atar, veli değişir; öğretmen bir adım atar, ülke değişir…

Bir de sanat varsa işin içinde öğrencinin ruhuna işler değişim. Çalışmalarımda birçok kez öğrencinin elinden tuttuğunda onun senin elini daha sıkı tuttuğuna şahit oldum. Böyle sayısız örnek verebilirim. Biri var ki benim için tam bir sanatla dönüşüm mucizesidir. Okulda disiplin sorunları yaşayan ve öğretmenlerin uyarmaktan yorulduğu bir öğrencim vardı. Onun için ne yapabilirim diye düşünüyordum. Eğer bırakırsam okuldan da uzaklaşacaktı, hayattan da. Okulumda kurduğum ritim grubuna aldım öğrencimi. Sürekli çalışmalara çağırıyor, onu müzikle pişiriyor ve arta kalan zamanlarda onunla sohbet ediyordum. Çok değil sadece iki ay sonra öğrencimin davranış sorunları azalmaya başladı, müzikal anlamda gelişti ve akademik başarısı arttı. İlerleyen zamanlarda kendisine hedef olarak belirlediği güzel sanatlar lisesini kazandı. Şu anda ise müzik öğretmenliği okuyor. 

Dönüşüm sorunu hissedip adım atmakla başlıyor. Atandığım okulda müzik eğitimine ilişkin imkânsızlıkları görmek beni harekete geçirdi. Küçük adımlarla başladım işe: 5 öğrenci 5 plastik bardaktan oluşan bir ritim grubu kurduk. Baktığınız zaman ortada materyal adına bir şey yoktu. Sonra projeler yaptık. Ahşap müzik atölyemizi kazandırdık okulumuza. Okulun bahçesinde 400 enstrümanlı kocaman bir dünya. Çoğu okulda bir ya da iki müzik aleti çalmak öğretilirken bizim okulumuzda bir öğrenci birkaç müzik aleti kullanmayı öğreniyor. Dünyada ilk ve tek olan ahşap müzik atölyesinde yalnız okulumuzun değil tüm ilçemizin öğrencilerine tattırıyoruz müziği. 

Dönüşüm herkesi harekete geçirdi. Yarışmalar, projeler yapıldı okulumuzda. 2016’da ulusal bir yetenek yarışmasında şampiyon olduk. Daha önce yeteneklerinin farkında olmayan ve gelecekle ilgili plan yapmayan çocuklarımız, geleceği kurgulamaya başladı. Birkaç yıl içinde ritim grubuna katılıp güzel sanatlar lisesini kazanan 34 öğrencimiz oldu. Onlarla ilkleri ve enleri yaşamanın mutluluğunu paylaştık. Kimi köyünün, yatılı okulun; kimi ilçesinin dışına daha önce hiç çıkmamış çocuklarla Almanya, Gürcistan ve Kazakistan’a gittik. Ritim grubumuzla şu ana kadar yurt içi ve yurt dışında 586 konser verdik. Her şeyden önemlisi, sanatın iyileştirici gücünü gördük. Müziğin öğrencilerde disiplin sorunlarını nasıl giderdiğine şahit olduk. Mutlu ve gelecekten umutlu öğrenciler yetiştirmenin önünde hep imkânsızlıklar olduğunu belirtip sihirli bir dokunuş beklemeyelim. Meslektaşlarıma güdülenmeleri için şunu söyleyebilirim: “Çalmasını bilen öğretmene, her öğrenci bir enstrümandır.” 

IV.
Zerrin AY – Esin GÜRSOY
BİLSEM, Yenimahalle, Ankara

Eğitimde dönüşüm sürecinde disiplinler arası çalışmanın yerini anlatır mısınız?

Bizim sınıf öğretmenliği ve görsel sanatlar alanlarından robotik kodlama alanına uzanan dönüşümümüz mesleğimiz adına neleri farklı yapabileceğimizi arayarak başladı. Dünyanın birçok ülkesinde kız çocuklarının bilişim, yazılım, astronomi gibi alanlarda iyi olmadığına ilişkin ön yargılar var. Biz yargıları değiştirmek istedik. Disiplinler arası yaklaşımla bilişim teknolojileri öğretmenimizi de yanımıza alarak üç kadın öğretmen mentörlüğünde robot takımını kurduk. Robotik kodlama etkinlikleri ile öğrencilerimizde problem çözme, bilgiyi kullanma, kendini ifade etme, iş birlikteliğiyle çalışma, hakkını arama gibi 21. yüzyıl becerilerini geliştirmeyi hedefledik. Tabii yanımıza erkek öğrencileri de alarak. Gerçekleştirdiğimiz robotik kodlama etkinlikleriyle bizdeki dönüşüm öğrencilerimize yansıdı. Çin’de gerçekleştirilen uluslararası bir robot turnuvasında “en iyi takım çalışması” ve “en iyi robot tasarımı” ödüllerini aldılar. Sınıf öğretmeninin grup çalışmalarındaki toparlayıcı etkisi, bilgiyi STEM ile birleştirerek yeni ufuklar açma becerisi ile görsel sanatlar öğretmeninin tasarım ve yaratıcılık ögelerini robota aktarma yeteneği öğrencilere yansımış oldu. Bunlara ek olarak turnuvalarda belirlenen robotik görevleri yerine getirmek için bir robotu defalarca tekrar yaparak azimli olma ve sebat etme; jüriler karşısında sunumlar yaparak öz güven; farklı takımlardan /ülkelerden öğrencilerle arkadaşlık kurarak iletişim kurma becerileri geliştirdiler. Bir öğrencimiz katıldığı ilk turnuvada robotu görev masasına koyup çalıştırmaktan çekinirken, bir yılın sonunda katıldığı son turnuvada robotu tek başına maça çıkarıp hatasız çalıştırarak üçüncülük derecesi aldı. Öğrencimizin aldığı dereceden çok, maçları tek başına yürütebilme becerisi kazanmış olması ve öz güveninin gelişmesi bizi mutlu etti. Sadece öğrencilerin çalışmaları değil, bizim öğretmen olarak çalışmalarımız da ödüllendirildi. Aynı yarışmada “en iyi takım koçları” ödülünü aldık. 

Devamı için…

Dijital Abonelik İçin!