Editörden

Merhaba Sevgili Okur,

Ne çok belirsizlik biriktirdik Mart 2020’den bu yana. Belirsizlikler yaşamımızın vazgeçilmezi hâline geldi. Yeni normal dediğimiz bu dönem de bir bakıma yeni belirsizlikler dönemi… Peki belirsizlik neden zor gelir insana? Çünkü hem bireysel hem de kurumsal anlamda belirsizlik ya da öngörülmezlik verimliliği olumsuz etkiliyor da ondan. Plan yapma isteğinize ket vuruyor. O zaman bu zorluk karşısında duruşumuz ne olmalı? Ya belirsizliğin ortaya çıkardığı atalete teslim olacağız ya da belirsizliklerle yaşamayı öğreneceğiz. Bu durum, hiçbir şeyi yerli yerinde bırakmayacak o kesin. İnsanın ve eşyanın tabiatında, tabiatın tahrip edilmiş nizamında şüphesiz derin değişiklikler olacak. Hatta çoktan olmaya başladı bile. Yeni sayımızda Psikiyatrist Prof. Dr. Erol Göka ile yaptığımız söyleşide bu derin değişikliklerin ruh sağlığımızı ve hayata bakışımızı, insan ilişkilerimizi ne yönde etkileyeceği ile ilgili bazı öngörüleri bulabilirsiniz.

Tabii yeni normalin eğitime yansımaları da dosyamızda özellikle üzerinde durduğumuz ana başlıklardan biri. Yeni normalde eğitim kurumlarımızda ve felsefemizde ne tür dönüşümler yaşanacak? Mart ortasından bu yana tecrübe ettiğimiz uzaktan eğitim süreci, öğrencilerin bireysel öğrenme becerilerinin arttığı ve özellikle dijital platformlar üzerinden kendi öğrenme şekillerine uygun içerikleri seçebildiği bir dönem oldu. Durum böyle olunca da çocuklar ve gençler mevcut okul fikrinden biraz uzaklaştılar diyebiliriz. Şüphesiz, okullara döndüğümüzde ne okul eski hâliyle kalabilir ne öğretmen ne de yönetici. Eski hâliyle kalmaları durumunda müthiş bir var olma krizi yaşayacaklarından hiç şüphemiz yok. Peki nasıl bir değişim ya da dönüşümden söz etmek gerekiyor? Eğitim bilimci Prof. Dr. Selçuk Şirin’le yaptığımız röportajda,  yeni normalde okulların, öğretmenlerin ve elbette öğrencilerin nasıl bir dönüşüme girdiği ve gireceği konusunda kapsamlı değerlendirmeler bulabilirsiniz. Ayrıca eğitim bilimci Prof. Dr. Nuri Baloğlu’nun yeni normalde okulların melez kültürü üzerine kaleme aldığı yazıda da kurumsal kültürde yaşanması zorunlu değişimi ve bu değişimin aktörlerinin kimler olması gerektiği hususlarında ezber bozan analizler yer alıyor. Selçuk Şirin’le yapılan söyleşiyi ve Nuri Baloğlu’nun yazısını özellikle öğretmenlerimizin ve okul yöneticilerimizin dikkatle okumasını tavsiye ederiz.

Dört başı mamur bir yeni normal süreci tecrübe etmediğimiz ya da etmeyeceğimiz kesin. Karamsar olmamakla birlikte yeni normallerin ortaya çıkaracağı muhtemel anormallikleri şimdiden doğru anlamalıyız ki başta ifade ettiğimiz direncimizi ya da dayanıklılığımızı güçlendirelim. Bu noktada da enformasyon teknolojileri ve yeni normalde post dijital dünyanın getirileri ve götürülerini doğru okumak gerekiyor. Gökhan Yücel tarafından kaleme alınan “Yepyeni Normal ve Post Dijital Dönem” başlıklı yazıda meselemiz enine boyuna ele alınıyor. Kaçırılmaması gereken bir yazı. Benzer şekilde, biz yetişkinlerin bile ekranlara yapışık yaşadığı salgın döneminde çocuklarla ilgili ekran hassasiyetlerimizi önemli ölçüde kaybettik. Durumun ortaya çıkardığı manzarada çocukların ekranla ilişkisini yeniden nasıl normalleştireceğimiz konusunda iletişim bilimci Prof. Dr. Nilüfer Pembecioğlu’nun değerlendirmelerini özellikle anne babaların ve öğretmenlerin dikkatle okumasını tavsiye ederiz.

Dergimizin yeni sayısında, her sayımızda olduğu gibi dünyanın eğitim gündemine, kültür ve sanata dair keyifli içerikler bulacaksınız. Yeni normalin farklı coğrafyalarda ne tür ayrımlarla tecrübe edildiğini dünyanın eğitim gündemi sayfalarımızda görebilirsiniz. Özellikle sinema ve edebiyatta distopyaları ele aldığımız yazılarımızı bendeniz gibi distopya tutkunlarına tavsiye ediyoruz. Zengin ve doyurucu içeriklerimizle sizlerle yeniden bir araya gelmekten ekip olarak çok mutluyuz. Yeni normalin hepimiz için; kendimize, ailemize, sevdiklerimize ve sahip olduğumuz her şeye daha fazla kıymet vereceğimiz bir dönüm noktası olmasını ümit ediyoruz.

Sağlıkla ve sevgiyle kalın.

İpek Coşkun