Editörden-İpek Coşkun

Editörden

Merhaba,

Yavaşladığımız, evlerimize sığındığımız, dünyanın kendini dinlediği bu dönemde dördüncü sayımızla sizlerle yeniden birlikteyiz.

Salgın bir hastalığın ortaya çıkarmış olduğu, zaman zaman içimizi karartan tüm olumsuzluklara rağmen sürecin kendi içerisinde insan, tabiat, yeryüzü yararına pek çok sonuca gebe olduğundan bir şüphemiz yok.

Elbette geleceğe dönük kaygılarımız var, hanelerimizde sürecin belirsizliğinden dolayı bir tedirginlik var.

Ama söylesenize Sevgili Okur;

 Kuşlar daha bir canlı ötmüyor mu, insanın istilacı tavrından yorulmuş dünyamız biraz soluk almadı mı sizce de?

Şehirlerin kirli griliği yerini tabiatın capcanlı renklerine bıraktı…

Tabiata, hayvanata karşı insanoğlunun ahlaki kayıtsızlığına daha iyi bir tepki ahlaki kayıtsızlığın olamazdı belki de.

Ve biz insanlar, bu dönemde birbirimize de daha sakin, acele etmeden bakma, anlama fırsatı bulduk. Davranışlarımızı uzun uzun yorumladık, varoluşumuzla nasıl birbirimizi tamamladığımıza şahit olduk. Bakışlarımızın berraklaştığı bu dönemi fırsat bilerek yeni sayımızda özel bir dosya konusu belirledik.

Bu sayının dosya konusu: “Gençlik” Yadırgamadan,  sorgulamadan, yargılamadan gençlerimizi misafir ettik yeni sayımıza.

Gençler: “Gencim, buradayım.” diyor… “Enerjimle, çelişkilerimle, sorgularımla ve ilanihaye tüm genellemelerin ötesinde buradayım. Bazıları alabildiğine körleşse de benim varlığıma karşın, ben buradayım!”

Eve kapandığımız bu günlerde gençlerimizle daha fazla yan yana olmaya, onlarla daha fazla etkileşim kurmaya başladık. Zaman zaman çok anlaşılmaz oldukları ya da kendilerine has bir iletişim tarzlarının olduğunu onlar da kabul ediyor.

Tüm bilinmezlikleri ile birlikte seviyoruz gençleri…

Biz bu sayımızda emek veren, değer katan, doğa ve insan yararına çalışan gençlerimizle konuştuk. Çünkü hem büyüklerine hem küçüklerine hem de akranlarına anlatacakları başka hikâyeleri var.

Yüz güldüren, ümitlendiren, göğüs kabartan hikâyeler bunlar. “İyi ki varsınız gençler!” dedirten hikâyeler…

Değerli Okur,

Ezber bozan bu gençlerimizin yanı sıra dergimizin yeni sayısında yine zengin içeriklerle sizlerleyiz. Uzaktan eğitim sürecinin kahramanı öğretmenlerimizle; ekranda, bütün Türkiye’nin karşısında, milyonlarca çocuğun huzurunda ve onların aileleri, akrabaları yanında öğretmenlik yapmanın nasıl bir deneyim olduğunu konuştuk.

Size bu sayımızda güzel bir sürprizimiz var: Ömrünü memleketin çocuklarına eğitim vermek için vakfetmiş ruhu genç öğretmenlerimizle huzur evinde buluştuk. Yaş almış olmanın öğretmenlikten hiçbir şey götürmediğini, bu meslekten hiçbir surette emekli olunamayacağını anlattılar. Ziyaretimizde hepsi her an derse girecekmiş gibi güzel giyinmiş ve heyecanlıydılar. Bunlar da bilhassa genç öğretmenlerin kaçırmaması gereken söyleşiler oldu.

Hayatın bütünlüğünü kaçırmadan yine kitap ve sinema üzerine çok kıymetli söyleşilerimiz ve değerlendirmelerimizle okurlarımızı yeniden selamlıyoruz.

Şahit olduğumuz bu olağan dışı dönemin “ya da”larımızı çoğaltması, ihtimaller dünyamızı genişletmesi ve birbirimize bakışımızı daha da güzelleştirmesi ümidiyle…

Sağlıcakla kalınız.

İpek Coşkun