Editörden – İpek Coşkun

Merhaba Sevgili Okur,

2021’in ilk sayısından hepinize selamlar. Huzursuz bir 2020’den tereddütlü bir iyimserlikle 2021’e geçmiş bulunuyoruz. Geçen bir yılda dergimize gösterdiğiniz teveccühten ötürü öncelikle hepinize gönülden teşekkür ediyoruz. Salgın şartlarında içeriği güçlü bir süreli yayın hazırlamak gerçekten kolay iş değildi ama bu zorlu zamanların “ya/da” çalışmalarını zenginleştirdiğini samimiyetle ifade edebiliriz. 2021’in ilk sayısında ise yine her haneyi yakından ilgilendiren bir konuyu ele alıp enine boyuna değerlendirmek istedik. Bu sayının dosya konusu: Ebeveynlik. Salgın sürecinde altı bilhassa kalın çizgilerle çizilen ebeveynlik, bugün daha fazla anlam ve sorumluluk yüklenen bir hale dönüşmüş durumda. Çevremde gözlemlediğim ebeveynlerde salgın sürecinin de beraberinde getirdiği haklı bir “yorgunluk” var. Evde etkinlik yapmaktan, çocuklarının eğitim süreçlerinin her detayı ile ilgilenmekten, ev işlerinden yorgun düşmüş, uykusuz kalmış; sürecin yorgun savaşçılarına yer verdiğimiz iyi bir dosya hazırlama kararı aldık. Elbette ebeveyn olmak “savaşçı” olmayı gerektirmez ama kabul edelim ki sağlam bir mücadele ve dayanıklılık gerektirir.

Koşulların getirdiği meydan okumalarla mücadele ederken bir de “makbul” ebeveyn olmanın sancıları ile kıvranan ebeveynler var karşımızda. Makbul olmaya çalışırken yaşadığı stres ve toplumsal beklentiler yüzünden aslında “korkunç” ebeveynlere dönüşen anne babaların sayısı az değil. Çocukların nefes alamadığı öyle evler var ki anne babalar o denli kontrolcü ve mükemmeliyetçi. Tam tersi için de aynı ifadeyi kullanabilirim sanırım; çocuğunun varlığından bihaber, “hasbelkader ebeveynler” de en az diğerleri kadar “korkunç”tur. Çünkü çocuğunun özellikle duygusal ihtiyaçlarına karşı alabildiğine duyarsızdır. Bir de makbul ebeveynliği sadece çocuğun maddi ihtiyaçlarını karşılamak ya da sadece onlara hizmet etmek olarak yorumlayanlar vardır ki çocuklarının çoğunlukla karnı tok ama ruhu açtır. Bu açlık, arkasından pek çok ruhsal ve sosyal sorunu beraberinde getirir? Peki, bunun bir arası yok mu?

Ebeveynliğin “makbulü” yerine “makulü” nasıl olur? Yeni sayımızda cevabını aradığımız temel soru bu. Doyurucu cevaplar bulabileceğiniz içeriğimizde, ebeveynliğin hem kadim hem modern meselelerine dair sosyolojik ve psikolojik tahlillere yer veren değerli söyleşiler ve yazılar var. Aile ve çocuklar üzerine farklı eserler kaleme almış yazar Nihan Kaya ile yaptığımız söyleşide çocuğun gözünden bir ebeveynlik tahlili bulacaksınız. Deneyimli yazar ve sosyolog Fatma Barbarosoğlu ile bir ebeveyn gözünden ebeveynliğin tarihsel ve sosyolojik dönüşümü ve bugün geldiği nokta hakkında yapılan kıymetli söyleşiyi dikkatle okumanızı öneririm. Psikolog Tülay Kök’ün kaleme aldığı yazıyı özellikle başta sözünü ettiğim “makbul” ebeveynlik sancısı çeken yetişkinlerin özellikle incelemesini tavsiye ederim.

Ebeveynlik konusu şüphesiz sadece bir dergi sayısı ile anlatılabilecek ya da anlaşılabilecek bir konu değil. Amacımız ebeveynlik üzerine yapılan tartışmaları daha sağlam ve anlaşılır bir zemine çekebilmek. Hariçten gazel okumaktan imtina ederek, kendisi de ebeveyn olan ya da ebeveynlerle uzun mesailer yapmış olan isimleri yeni sayımızda bir araya getirerek farklı perspektiflerden ebeveynlik hallerimize ayna tutmak ve ortak sorunlarımıza çözüm aramak istedik.

İstifade etmeniz temennisiyle…

İpek Coşkun