Editörden – İpek Coşkun

Selamlar Sevgili Okur,

Sizlerin karşısına her seferinde özel konularla ve dosyalarla çıkabilmek için yayın ekibimizle birlikte yoğun bir mesai harcıyoruz. Severek, keyifle çalışıyoruz. Yine keyifli ve özel bir sayı ile karşınızdayız. Önceki sayımızdaki “Matematikle Barışmak” dosyasına gösterdiğiniz yoğun ilgi ve teveccüh için teşekkür ederiz. Bu ilginiz yeni sayımızda cesaretimizi artırdı ve kimselerin tartışmaya çok da yanaşmadığı “disiplin” konusunda bir sayı hazırlamaya karar verdik.

Kabul edelim, bir kısmımız için “disiplin” kavramının çok sevimli bir çağrışımı yok. Hatta biraz ürkütücü. Çünkü “disiplin”i anlamaya çalışırken yan çağrışımda “ceza” kavramı gelebiliyor akla. Böyle bir durumda da “disiplin” üzerine konuşamadan kavramın semantik değerini öldürmüş oluyoruz. Tabii disiplin konusundaki yanlış uygulamalar, zihnimizdeki ön yargıları besliyor. Sahi “disiplin cezası” vardır da neden “disiplin ödülü” yoktur. Disiplin neden sadece kurumsal gerekliliklere bağlanmıştır. Sadece kurumsal bir tanıma hapsedilmiştir. Oysa kestirip atmadan, yaftalamadan baksak ya biraz. Kendi hayatımız, çocuklarımızın hayatı için bu anahtar becerinin içini boşaltmamalıyız.

Disiplinle birlikte illa bir kavram çağrışımı yapacak olursak cezadan ziyade “sınır”ları konuşmak gerek. Evrenin tüm sınırsızlığına rağmen bu hayatta zamanın sınırlı olduğu, mekânın sınırlı olduğu, insanın sınırlı olduğu, bazen sabrın sınırlı olduğunu bilmek ve buna uygun davranabilmek disiplinli olmayı gerektirir. Bu sınırları, yakın zamanda tecrübe ettiğimiz salgın, bize bir kez daha hatırlattı. Bunaldık, daraldık ama insan hayatında sınırların da ne denli sınırsız bir noktaya gelebileceğini evimize kapanmamız gerektiğinde yeniden öğrenmiş olduk. Takmak zorunda olduğumuz maskelerle aldığımız nefesi bile sınırlamak zorunda kaldık. Çünkü müşterek bir sorunla karşı karşıyayız. Birlikte yaşamak zorundaysak bu sınırları kabul etmek durumundayız.

Sınırlar bize ve çocuklarımıza davranış kazandırır, alışkanlıklarımızı sınırlarla oluştururuz. Bu sınırlar, bizim düşüncelerimizi ya da hayallerimizi sınırlamaz bilakis zenginleştirir, yükseltir. Zaman zaman sınırların başkaları tarafından çizilmiş olmasına, bizim dışımızda bir irade tarafından belirlenmesine karşı haklı bir isyan da yükselebilir içimizde. Bu isyan hâli her şeyi bırakıp müthiş bir disiplinsizlik içerisinde hayatınızı bir sel akıntısına bırakmanıza da sebep olabilir, hayata karşı daha dirençli olmaya ve bağışıklığınızı artırmaya da… Burada yaptığınız tercihe öz disiplin diyoruz. Sınırların farkında olarak, kendinize sınırsız bir düşünce ve hayal dünyası oluşturabilmek için disiplinli bir çalışma hayatınızın, disiplinli bir kitap okuma alışkanlığınızın, disiplinli bir beslenme ve dinlenme alışkanlığınızın olması gerekiyor. Bunu sağladığınız zaman belki dünyanın en başarılı insanı olmayabilir, zirvelere yükselmeyebilir, kariyerinizde ya da özel hayatınızda harika neticeler almayabilirsiniz. Ama elinizden gelenin en iyisini yapmış olmanın huzuru, hayatta önünüzü aydınlatan yegâne ışığınız olur.

Şunu da unutmamak gerekir bir insanın öz disipline sahip olması için hayatın önüne koyduğu sınırlara hazırlıklı olması gerekir. Bu hazırlığa sahip olmak için bazen disiplinli bir anne, bazen disiplinli bir öğretmen ya da patron sizi çok zorlasa da hayatınızdaki en büyük öğretici ve yol gösterici olabilir. Bu kişilerin sözünde değil özünde disiplin vardır. Kendi davranışları ile size rol model olurlar, sürekli öğüt vermezler, hal ve davranışları âdeta bir kitap gibidir. Onlar tek kelime etmeden siz onları satır satır okursunuz. Tabii çok sık çıkmıyor karşımıza böyle insanlar ya da ilk karşılaştığımızda soğuk ve itici gelebiliyorlar. Aman ön yargılı olmayın! Başkalarının disiplininden öğreneceğimiz çok şey var. Bu yüzden dergimizin yeni sayısında biz, yine odaklandığımız konuyu farklı perspektiflerden, kişilerden, hikâyelerden sunmak istedik; eğitimde disiplin, sanatta disiplin ve hatta mutfakta disiplinin yarattığı değeri anlatmaya çalıştık.

Unutmayın her güzel insanın ya da eserin mayasında disiplin vardır. Bu nedenle ne diyoruz: İhtiyacımız olan SÖZDE DEĞİL, ÖZDE DİSİPLİN!

İPEK COŞKUN