DUYGUSAL ZEKÂ – Müzeyyen Güven Alver

İlim ilim bilmektir / İlim kendin bilmektir / Sen kendini bilmezsin / Ya nice okumaktır?

Yunus Emre’nin bu sözleri, dünyanın dört bir yanından yükselen benzer seslerle birlikte kadim bir gerçeğe yüzyıllar öncesinden ışık tutarken bizler gözümüzün önünde parlayan o gerçeği ironik bir şekilde uzun zaman aradık. Kolektif birikim ve bilincimizi kaybetmişçesine günümüzde hâlâ sırlarına vakıf olmaya çalıştığımız bu gerçek Daniel Goleman’ın dikkatini çektiğinde kendisi de konunun bu kadar ilgi çekeceğini ve yayılacağını bilmiyordu.

Bir arının vızıltısı ya da kuş cıvıltıları gönlümüzü neşeyle dolduramıyor mu?

Kuru bir dalda beliren tomurcuğun çiçeğe dönüştüğünü görmek ne kadar büyüleyici ve büyük bir güçle kuşatıldığımızı yeterince hissettiremiyor mu?

Küçük bir çocuğun masum ve temiz bakışları, içimizi kasıp kavuran öfkeyi yıkayıp yerine duru bir sükûnet bırakamıyor mu?

Minicik bir karıncanın kendinden kat kat ağır buğday tanesini yuvasına taşırken gösterdiği sabrı konforlu çalışma odalarımızda ya da ofislerimizde gösteremiyor muyuz?

Ana sınıfından itibaren aldığımız harika karnelerimiz bizi depresyon kıskacından kurtaramıyor mu?

Dünyanın bizden uzak bir yerinde maske ve aşıya ulaşamayan insanlarla aynı bütünün parçaları olduğumuzu ve onların mutluluğuna muhtaç olduğumuzu anlamakta zorlanıyor muyuz?

İçeriğin tamamına erişmek için "dijital abonelik" işlemini gerçekleştiriniz.