DÜNYANIN EĞİTİM GÜNDEMİ – Şeyma Nur Dündar

BUGÜNÜN GENÇLİĞİ DİĞER KUŞAKLARDAN NE KADAR FARKLI?[1]

Bazı uzmanlar insanları yaşlarına göre kuşaklara ayırıyor ve bu kuşakların genel davranış özellikleri bu kişiler üzerinde yapılan çalışmalarla belirleniyor. 1997-2012 doğumlulara Z kuşağı, 1981-1996 doğumlulara Y kuşağı, 1980-1965 doğumlulara X kuşağı, 1946-1964 doğumlulara baby boomer (ikinci dünya savaşı ile soğuk savaş esnasında doğmuş kişiler) ve 1945 yılı ve öncesinde doğmuş kişilere ise sessiz nesil deniyor. Daha önce en genç kuşak olan Y kuşağı artık birer yetişkin olarak çalışma hayatındalar. Peki, Y kuşağı daha önceki nesillerle kıyaslandığında bu iki grup arasındaki farklılıklar ya da benzerlikler nelerdir? Amerika’da Pew Research Center, Y kuşağının sosyal yaşamı ve iş hayatı hakkında birkaç yıl süren bir araştırma yaptı. Burada iş hayatı, eğitim, aile gibi pek çok konuda Y kuşağı ve diğer kuşaklar karşılaştırıldı.

İş Hayatı

Araştırmada, Y kuşağının diğer kuşaklara göre daha iyi eğitim aldığı ve finansal açıdan çoğunluğunun daha iyi durumda olduğu belirtilmiş. Ancak önceki nesillerle eğitim dereceleri karşılaştırıldığında, Y kuşağının daha az kazandığı ortaya çıkmış. Doktora derecesi olan bir Y kuşağı çalışanının, X kuşağında lisans mezunuyla aynı maaşı kazandığı görülmüş. Çalışma hayatındaki Y kuşağının X kuşağına göre işverenlerine daha bağlı olduğu, %70’inin en az 13 ay bir işverenle çalıştığı bulunmuş. Ayrıca bu kuşak, ırk ve etnik olarak daha çeşitli bir Amerikan toplumu oluşmasını sağlamış. Y kuşağı kadınları, X kuşağı gibi diğer nesillere göre daha çok çalışma hayatına atılmış.

1997-2012 doğumlulara Z kuşağı, 1981-1996 doğumlulara Y kuşağı, 1980-1965 doğumlulara X kuşağı, 1946-1964 doğumlulara baby boomer (ikinci dünya savaşı ile soğuk savaş esnasında doğmuş kişiler) ve 1945 yılı ve öncesinde doğmuş kişilere ise sessiz nesil deniyor.

Barınma

2018 yılında 22 ve 37 yaşları arasındaki Y kuşağının, kendi evini kurmayı daha çok ertelediği ve çoğunlukla ebeveynleriyle yaşamayı tercih ettikleri gözlemlenmiş. Bunun yanında, Y kuşağının diğer kuşaklara göre daha az taşındığı, araştırmaya katılanların sadece %16’sının geçen yıl başka bir yere taşındığı bulunmuş.

Aile

Y kuşağının diğer nesillere göre daha geç yaşta evlenmeyi tercih ediyorlar. 25-37 yaşındaki Y kuşağının sadece %46’sının evli olduğu sonucuna ulaşılırken bu durumun devam etmesi halinde, 40-50 yaşlarına kadar hiç evlenmeyenlerin sayısında rekor bir artış görüleceği tahmin ediliyor.

Nüfus değişimi ve gelecek

2019’da Y kuşağının 73 milyonluk nüfusu ile en büyük yetişkin nesil olduğu gözlemlenmiş. Ayrıca Y kuşağının önceki nesillere oranla daha çok yabancı evlilik, göç gibi durumlarla ırk ve etnik olarak daha çok farklılık taşıdıkları belirlenmiş.

UZAKTAN ÖĞRENME ESNASINDA BAZI ÇOCUKLAR NASIL DAHA BAŞARILI OLUYOR? [2]

Uzaktan öğretim esnasında birçok öğrencinin akademik başarı düzeyi azalsa da; bazı öğrencilerin ise derse ilgi ve başarı oranlarında bir atış gözlemlenmiş. Bu nedenle bazı öğretmenler tekrar okula döndüklerinde eğitim stratejilerinde kalıcı değişiklikler yapmayı bile planlamış. Bu
durumun en önemli nedenlerinden biri olarak da uzaktan eğitimin öğrencinin sınıfla bağlantılı değil, kendi hızı ile öğrenmeye olanak tanıması olarak gösterilmiş. Uzaktan eğitim sayesinde öğrenciler daha esnek
ders çalışma saatlerine ve stillerine sahip olabildiği ve bu esnekliğin de akademik başarılarına katkı sağladığı düşünülüyor. Ayrıca öğretmenler tarafından Covid-19 sürecinde öğrencilerin okuldaki kadar sosyal aktivitelere zaman ayıramamasının, derslerine daha çok odaklanmalarına katkı sağladığı tespit edilmiş. Bu kapsamdaki araştırmalar da öğretmenlerin bu görüşünü destekler nitelikte. Yapılan araştırmalarda, öğrencilerin belli kurslara ve aktivitelere katılmak için kendilerini zorunlu hissetmelerinin, sağlıksız bir kaygı düzeyine neden olduğu saptanmış. Pew Research Center tarafından yapılan bir araştırmaya göre, gençlerin %61’i akademik
başarı kaygısı taşıyor.

Öğretmenlerin kaygı düzeylerinin oldukça yüksek olduğu da yapılan birçok araştırmayla kanıtlanmış. Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin, öğrencileri biraz daha serbest bırakması sayesinde öğrencilerin kaygı düzeylerinde ve başarısızlık korkusunda bir düşüş olduğu görülmüş. Bunların yanında, 2017 yılında the National Center for Education Statistics tarafından yapılan araştırmada, 12-18 yaşlarındaki öğrencilerin %20’sinin
okulda zorbalığa maruz kaldığı bulunmuş. Uzaktan eğitim sürecinde ise öğrencilerin iyi görünme, sosyal ortama uyum sağlama gibi baskıları üzerlerinde hissetmedikleri ve bu nedenlerden ötürü sosyal kaygı düzeylerinin de azaldığı belirlenmiş.

American Academy of Pediatrics tarafından 12-18 yaşlarındaki gençlerin günde 8-10 saat, 6-12 yaşlarındaki çocukların ise günde 12 saat uyuması tavsiye edilmiş. 2018 yılında Amerika’da 30 eyaletteki lise öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmaya göre ise, gençlerin %70’inin yeterli düzeyde uyumadıkları tespit edilmiş. Bunun en önemli nedenlerinden
biri olarak da derslerin erken saattlerde başlaması gösterilmiş. Ancak uzaktan eğitim süreci ile öğrencilerin artık daha uzun süre uyuyabildiği, alarm kurmak zorunda kalmadıkları belirtilmiş. Öğrencilerin uzaktan eğitim sürecinde yeterli düzeyde uyuyabilmelerinin, akademik başarılarını
ve sağlıklarını olumlu yönde etkilediği ifade edilmiş.

Araştırmacılardan Caroline Sharp; araştırmada elde edilen bulgulara göre 5 yaşındaki çocukların belli bir oranda tablet, akıllı telefon, bilgisayar kullanımının, çocukların ebeveynleriyle sohbet etmek, uyku öncesi kitap okumak gibi aktivitelerinin önüne geçmediği sürece uygun olacağı görüşünü belirtmiş.


TEKNOLOJİ ÇOCUKLARIN OKUMA YAZMALARINA OLUMLU ETKİ EDER Mİ?[3]

Çocukların teknoloji kullanımı ve bunun yan etkileri uzmanlar tarafından sıkça dile getiriliyor. Ancak OECD raporuna göre belirli bir süre dijital ekran kullanımının çocukların hafızaların ve okumalarına olumlu etkileri olduğu bulunmuş. Amerika, İngiltere ve Estonya’da yapılan araştırmada 5 yaşındaki çocukların %39’unun her gün cep telefonu, tablet gibi elektronik cihazları kullandığı sonucuna ulaşılmış. Ancak İngiltere’deki çocukların ebeveynlerinin Amerika ve Estonya’dakilere göre daha çok -haftada 5 ya da 7 gün- çocuklarına kitap okumaya meyilli oldukları gözlemlenmiş. Araştırmaya göre haftada bir gün veya en az ayda bir kez dijital cihazları kullanan çocukların, okuma yazma skorlarının hiç dijital aletleri kullanmayanlara göre daha yüksek olduğu ortaya çıkmış. Ayrıca araştırmada çocukların okuma yazma oranlarındaki farkın sosyo-ekonomik nedenlere bağlı olarak da değiştiği fark edilmiş. Sosyo-ekonomik olarak dezavantajlı ailedeki çocuklarla avantajlı ailelerdeki çocuklar arasındaki öğrenme çıktıları arasındaki uçurumun en çok İngiltere’de arttığı bulunmuş. Araştırmacılardan Caroline Sharp; araştırmada elde dilen bulgulara göre 5 yaşındaki çocukların belli bir oranda tablet, akıllı telefon, bilgisayar kullanımının, çocukların ebeveynleriyle sohbet etmek, uyku öncesi kitap okumak gibi aktivitelerinin önüne geçmediği sürece uygun olacağı görüşünü belirtmiş.

NEDEN ÖĞRETMEN DEĞERLENDİRMELERİ, ORTAK YAZILI SINAVLARLA YER DEĞİŞTİRMELİ?[4]

COVID-19 nedeniyle ortak ve ulusal sınavların birçok ülkede iptal edilmesi ve bu süreçte öğretmen değerlendirmesine dayalı bir not sistemine geçilmesi eğitim camiasının en çok konuştuğu konulardan biri haline geldi.  Bu ülkelerden biri de Birleşik Krallık. Birleşik Krallık GCSE ve A-seviye sınavlarını iptal ettiğini açıkladı. Bu yıl, bu sınavların yerine öğretmen değerlendirmeleriyle sınav notları verilmesi kararlaştırıldı. Öğretmen değerlendirmelerinin, daha çok öğrencilerin sınıftaki performanslarına, ödevlere, sürece odaklı  becerilere ve öğrencilerin tekrar deneme fırsatının olduğu sınavlara dayalı olacak.  Birleşik Krallık’ta objektif, standart bir test sisteminden sübjektif öğretmen değerlendirme sistemine geçiş birçok ebeveyni telaşlandırdı. Ancak TES tarafından 10.000 öğrenci üzerinde yapılan araştırma neticesinde öğretmen değerlendirmeleri ile standart test sonuçlarının birbirine oldukça yakın olduğu bulunmuş.  Bununla birlikte, öğretmen değerlendirmesinde daha çok süreç temel alınacağı için öğrencilerin standart test sisteminde ruhsal sorunlar yaşamasına neden olan stres düzeylerinin de azalacağı ön görülmüş. Ayrıca süreç temelli bu sistemde sınav sonucu yerine daha çok öğrenmeye odaklanılacağı ifade edilmiş. Öğretmen değerlendirme sisteminin olumlu yönlerinden biri olarak da sistemin mali boyutu gösterilmiş. Standart test sisteminin oldukça maliyetli olduğu, öğretmen değerlendirmesinde de bu maliyetin azalacağı ifade edilmiş.

ONLİNE EĞİTİM İÇİN İPUÇLARI[5]

İçinde bulunduğumuz bu özel günlerde üniversitelerin ve diğer okulların kapatılmasıyla uzaktan eğitim, online eğitim herkesi ilgilendiren kavramlar haline geldi. Pek çok öğretmen, akademisyen, ebeveyn uzaktan eğitimin nasıl olması gerektiğine dair araştırma yapıyor. Bu kapsamda Lancaster Üniversitesi öğretim üyesi Kyungmee Lee; online eğitimin nasıl olması gerektiğine dair tavsiyelerde bulunmuş:

  1. Kendini iyi hissetmeyen, internet bağlantısı sorunu yaşayan öğrencileriniz için derslerinizi canlı yayın üzerinden sunmak yerine kaydedip daha sonra izletin.
  2. Araştırmalar videolarda eğitimcinin yüzünün görünmesinin basit bir slayt gösterisinin canlandırılmasına göre daha etkili olduğu bulunmuş. Bu nedenle videolarda yüzünüzü gösterin.
  3. Videoları 15 dakikadan kısa tutun. Eğer anlatmanız gereken daha çok konu varsa videonuzu birkaç parçaya bölmeyi deneyin.
  4. Çalışmalarınız, slaytlarınızın cep telefonu gibi küçük ekranlarda da okunabilir olması için test edin.
  5. Tek başınıza sürekli yüksek kaliteli videolar hazırlamanız pek mümkün değil. Bu nedenle daha önceden geliştirilen videoların linkini öğrencilerinizle paylaşabilirsiniz.
  6. Online eğitim verirken öğrencilerinizi yönlendirici bilgiler verin. Örneğin, önereceğiniz videoda önemli olan süreyi (videonun 13:35. saniye ile 16:28. saniyesi gibi) belirtin. Öğrencilerinize birden fazla kaynak sunuyorsanız bunları kategorize edin ve numaralandırın.
  7. İnteraktif etkinlikler yapın. Moodle, Edmodo, Blackboard gibi öğrenme yönetim sistemlerini mini testler gibi interaktif etkinlikler için kullanabilirsiniz.
  8. Mantıklı hedefler koyun. Öğrencilerinize bir test gönderdiğinizde o testin tüm sorularının öğrenciye verilen öğrenme materyali ile ilgili olduğundan emin olun ve süreyi iyi ayarlayın. 30 dakika için 15 soruluk bir quiz ya da 300 kelime limiti olan bir yazma etkinliği yeterlidir.
  9. Öğrencilerinizin derslerinize katılıp katılmadığını gösteren sistemlerden yararlanın. Öğrenme yönetim sistemlerinin birçoğunda bu özellik mevcuttur.
  10. Grup iletişimini dikkatli bir şekilde kullanın. Belirttiğiniz saatte online dersinizde aktif olun ve sadece ders odaklı olmak yerine, öğrencilerinizle yaşadıkları sıkıntılar ve öğrencilerinizin ihtiyaçları üzerine de sohbet edin.
  11. Öğrencilerinizin bazı hususlarda kontrolü ele alamsına izin verin. Öğrencilerinizle küçük gruplar kurarak akran öğrenmesini destekleyebilir ya da kendilerinin tercih ettiği iletişim araçlarını kullanabilirsiniz.
  12. Online eğitimcilerin en önemli stratejilerinden biri duygusal açıklıktır. Duygularınızı saklamayın. Öğrencilerinize ilk defa online eğitim verdiğinizi ve bu süreçte öğrenmeniz gereken hususlar olduğundan bahsedebilirsiniz.
  13. Öğrenciler alıştıkları öğrenme stillerinde değişiklik yapılmasından pek hoşlanmazlar. Öğrencilerinizin sevdiği, işe yaradığını düşündüğünüz bir öğretme stiliniz varsa okullar açılana kadar her hafta aynı stili kullanmaktan çekinmeyin.

KAYNAKÇA

  1. Bialik, K. Ve Fry, R. (2019). Millennial life: How young adulthood today
    compares with prior generations, Pew Research Center, 03.04.2020
    https://www.pewsocialtrends.org/essay/millennial-life-howyoung-adulthood-today-compares-with-prior-generations/ .
  2. Fleming, N. (2020) Why Are Some Kids Thriving During Remote
    Learning?, Edutopia, 24 Nisan 2020 tarihinde https://www.edutopia.
    org/article/why-are-some-kids-thriving-during-remote-learning

    adresinden erişilmiştir.
  3. Busby, E. (2020) Five-year-olds who use technology more have
    higher literacy scores, study finds, Independent, 12 Mart 2020
    tarihinde https://www.independent.co.uk/news/education/educationnews/
    technology-children-literacy-rates-phones-computer-screensreading-
    parents-a9395771.html
    adresinden erişilmiştir.
  4. Rimfeld K., Malanchini M., Plomin, R. (2020). Why teacher
    assessment should replace GCSEs permanently, TES, 31 Mart 2020
    tarihinde https://www.tes.com/news/why-teacher-assessmentshould-
    replace-gcses-permanently a
    dresinden erişilmiştir.
  5. Lee, K. (2020) Coronavirus: 14 simple tips for better online teaching,
    The Conversation, 17 Mart 2020 tarihinde https://theconversation.
    com/coronavirus-14-simple-tips-for-better-online-teaching-133573

    adresinden erişilmiştir.