DÜNYANIN EĞİTİM GÜNDEMİ Şeyma Nur Dündar

Şeyma Nur Dündar

Aşırı Övgü Çocuğun Karakterine Tehdit Öğretmenler sıklıkla öğrencileri iyi bir davranış sergilediğinde ya da başarılı olduğunda övgü dolu sözlerle onları ödüllendirir. Ancak övgüyle bir öğrencinin zeki olduğundan bahsedildiğinde, o öğrencilerin kopya çekme olasılığının arttığı Psychological Science tarafından uluslararası boyutta yürütülen bir çalışma ile ortaya çıkarılmış.

Çin’de yarısı 3, yarısı 5 yaşındaki 300 çocuğun katıldığı araştırmada, çocuklara araştırmacılardan birinin çizdiği karttaki sayıları tahmin ettikleri altı turdan oluşan bir oyun oynatılmış. Öğrencilere eğer en az üç kez doğru tahminde bulunurlarsa, ödül kazanacakları söylenmiş. Oyun, çocukların ilk beş turdan ikisinde doğru cevap vereceği şekilde tasarlanmış. Her turdan sonra çocukların üçte biri, araştırmacı tarafından yeteneği için “sen çok zekisin” denilerek övülmüş. Çocukların diğer üçte biri çaba ve performansı için övgü alırken araştırmanın temel grubunu oluşturan son üçte biri ise hiç övülmemiş. 5. turdan sonra araştırmacı, çocuğu son karta bakmaması hususunda tembihleyerek odayı bir dakikalığına terk etmiş. Gizli kamera çocuğun kopya çekip çekmediğini gözlemlemiş. Yeteneği için övgü alan çocukların % 60’ının karta bakarak kopya çektiği tespit edilmiş. Çabası için övülen çocukların % 41’i, övülmeyen çocukların ise % 40’ı son karta bakmış. Araştırmacılar tarafından % 40’ın yüksek bir oran olmasına rağmen, küçük yaştaki çocukların kendilerini kontrol etme ve planlama becerilerinin eksikliği nedeniyle karta bakma arzularına karşı koyamadıkları düşünülmüş. Profesör Li Zhao, yetenekleri için övülen çocukların insanların beklentilerini karşılamayacakları yönünde bir baskı hissettiği görüşünde.

Çocuklarda övgünün etkisi üzerine benzer nitelikte birçok araştırma yapılmış. 1998 yılında Claudia Mueller ve Carol Dweck tarafından yürütülen araştırmada, 5. sınıf öğrencilerinin zeki oldukları yönünde övgü aldıktan sonra performanslarını abarttıkları gözlemlenmiş. Aynı zamanda bu öğrencilerin problemleri sonuca ulaştırmada daha dayanıksız oldukları, problem üzerinde çalışırken daha az keyif aldıkları ve çabası için övülen öğrencilere göre daha kötü bir performans sergiledikleri sonucu elde edilmiş. Dweck ve arkadaşları, övgü üzerine yaptığı çalışmada, yetenek ya da çabanın öğrencilerin öğrenmeye olan yaklaşımlarını etkilediğini bulmuş. Çabası için takdir edilen öğrencilerin öğrenmelerine katkı sağlayan daha zor görevleri seçtikleri, zekâsı için övülenlerin ise kendilerini zorlamayan, basit görevleri tercih ettikleri sonucuna ulaşılmış.1

Cehalet Bunamaya Neden Olur mu?

Columbia Üniversitesinden Miguel Arce Rentería ve ekibi tarafından yürütülen bir araştırmada bunamanın bilişsel zayıflama ile değil cehaletle ilgili olduğu sonucuna ulaşılmış. Araştırma, 4 yıldan fazla eğitim almamış 65 yaş üstü 983 yetişkin üzerinde yapılmış. Ortalama 3 buçuk yıl boyunca araştırmaya katılan yetişkinlerin hafıza, dil ve görsel-mekânsal becerileri takip edilmiş. Araştırma sonucunda okuma-yazma bilmeyen ya da maksimum 4 yıl okulda eğitim görmüş bireylerin eğitimli kişilere oranla bunamaya yakalanma riskinin 3 kat daha fazla olduğu ortaya çıkmış. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin okumayazma oranlarını arttıracak çalışmaların neticesinde toplumdaki bunama ve diğer sağlık risklerinin azalıp azalmayacağı ile ilgili bir çalışma yapılmasının faydalı olacağı belirtilmiş.2

Helikopter Anne Babalığın Körlüğü

Helikopter ebeveynlik Amerikan geleneği haline gelmiş durumda ama çocuğunuzla iletişim kurmanın en doğru yolu bu olmayabilir. Helikopter ebeveynler, çocuklarına sürekli en iyi olanakları sunmak için yoğun çaba gösteriyor. Fakat mükemmel ebeveyn olma çabasının sadece ebeveynler üzerinde değil aynı zamanda çocuk yetiştirme açısından da oldukça problemli olduğu araştırmalar sonucunda ortaya çıkmış.

Çocuk gelişimi üzerine yapılan kapsamlı çalışmalarda çocukların mutluluğunu, sosyal ve duygusal gelişimini, anlamlı ilişkiler kurmasını hatta akademik başarısını bile etkileyen en önemli etkenlerden birinin erken çocukluk dönemlerinde aldıkları hassas ve destekleyici bakımdan ibaret olduğu sonucuna ulaşılmış. Çocuk yetiştirirken dört hususun oldukça önemli olduğu vurgulanmış:

1- Çocuğun kendini güvende hissetmesi,

2- Çocuğun, ebeveynlerinin kendisini olduğu gibi gördüğünü düşünmesi,

3- Çocuğun canı yandığında ebeveyninin hemen yanında olacağını bilmesi, 4- Başına ne gelirse gelsin ebeveynine güvenebilmesi.

Mükemmel ebeveynlikte genellikle ebeveynin çocuğu gerçekten görmesi göz ardı edilmekte. Ebeveynlerin çoğu çocuklarının gerçekten ne hissettiğini, nelerden hoşlanıp hoşlanmadığını bilmemekte. Bunun nedenleri olarak da ebeveynlerin çocuklarını çoğunlukla kendi arzuları üzerinden değerlendirmeleri, onları etiketleyerek ya da karşılaştırarak kategorize etmeleri gösterilmekte. Her çocuk bir birey olarak düşünülüp onlara gerçekten her hâlleriyle kabul edildikleri, anlaşıldıkları hissettirilirse; çocuklarla ebeveynleri arasındaki ilişkinin daha sağlam olacağı belirtiliyor. Çocuğun ebeveyninin kendisini gerçekten gördüğünü düşündüğünde, ebeveyninin ona sevmeyi ve doğru ilişkiler kurmayı öğretmesinin çok daha kolaylaşacağı; bu ebeveynlerin çocuklarının daha sağlıklı ilişkiler kurarak gelecek nesillere de bunu aktarabileceği düşünülmekte.3

Obezite Çocuğun Beynine de Düşman

Obezitenin insan hayatını olumsuz yönde etkilediği herkes tarafından bilinen bir gerçek. Bu sağlık sorunu özellikle çocukların hayatlarını son zamanlarda tehdit etmekte. Vermont Üniversitesi ve Yale Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmada, obezitenin çocuklarda beyin gelişimini olumsuz yönde etkilediği sonucu elde edilmiş. Vermont Üniversitesinden araştırmayı yürüten Doç. Dr. Jennifer Laurent, yüksek vücut kitle endeksi olan çocukların özellikle prefrontal (alın) bölgesinde beyin zarının daha ince olduğunu gözlemlemiş. Araştırma bulguları Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından 10 bin öğrenci üzerinde “Ergen Beyni Bilişsel Gelişimi” çalışması kapsamında on yıllık bir süreçte elde edilmiş. Her iki yılda bir araştırmaya katılanlarla görüşülmüş, kan testleri alınmış ve katılımcıların beyin taramaları yapılmış. Yapılan araştırmanın neticesinde daha önceki çalışmaları destekleyen sonuçlara ulaşılmış. Yüksek vücut kitle endeksinin zayıf bir hafızaya neden olduğu ortaya çıkmış. Araştırma neticesinde elde edilen sonucun hafıza ve plan yapabilme yeteneği gibi beynin yürütücü işlevlerinin bulunduğu alanda olması nedeniyle araştırmanın oldukça önemli olduğu düşünülüyor. Araştırmada elde edilen sonucun halk sağlığı üzerinde ciddi etkilerini göz önünde bulundurarak, çocukların sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz yapmalarının sadece kalp sağlığı değil beyin sağlığı için de önemli olduğunun altını çiziyor.4

Ergenlik Dönemindeki Çocukların Öğretmeni Olmak Meselesi

Aileler, çocukları ortaokula başladığında, ergenlik süreci, hormonal değişim, farklı okul, daha çok sayıdaki öğretmen ve değişen beklentiler gibi birçok sorunla karşı karşıya kalıyor. Bu sorunlar, sadece aileleri değil öğretmenleri de etkiliyor. Missouri Üniversitesinden araştırmacılar, ortaokul öğretmenlerinin % 94’ünün çocuklar için olumsuz etkiler yaratabilecek düzeyde stresli olduklarını saptamış. Araştırmacılar, öğretmenlerin üzerindeki yükün azaltılmasının öğrencilerin akademik başarıları ve davranışlarını daha iyi yönde geliştirmeleri için kritik derecede önemli olduğu kanaatinde. Profesör Keith Herman, ilkokul öğretmenleri ile stres üzerine birçok çalışma yapıldığını ancak öğrencilerin hayatında çok önemli bir zaman dilimi ve bir geçiş dönemi olan ortaokul sürecindeki öğretmenler ve stresin etkilerini ölçen çok fazla araştırma yapılmadığını söylüyor. Bu nedenle kendisi ve çalışma arkadaşlarının bu hususta araştırma yaptıklarını vurguluyor. Herman ve arkadaşları, kentsel bölgede yer alan 9 ortaokulda öğretmenlerin stres seviyelerini, stresle başa çıkma durumlarını, öğrencilerin yıkıcı ve toplum yanlısı davranışları ile ebeveynlerin etkilerini incelemiş. Araştırmada öğretmenlerin % 66’sının aşırı stres altında olduğu ve bu durumla çoğunlukla baş edebildiği, öğretmenlerin üçte birinin aşırı stresli ve bununla baş etme becerilerinin düşük seviyede olduğu, % 6’sının ise düşük stres düzeyine ve stresle yüksek düzeyde baş edebilme yeteneğine sahip olduğu saptanmış. Prof. Herman, öğretmenlerin aşırı stresli olmasının öğrencinin başarısını olumsuz yönde etkilediğinden, okullardaki stresi azaltmanın yollarının bulunmasının kritik önem taşıdığını düşünüyor. Araştırma neticesinde öğretmenlerin işlerindeki stresle başa çıkabilmeleri için yeterli desteği alamadıkları gözlemlenmiş. Herman, stres problemi olan öğretmenlerin araştırmaya dayalı araçlarla tespit edilebileceğini böylece stres sorununa çözüm bulunabileceğini söylüyor. Ayrıca öğretmenin stresli olmasının öğrencileri etkilediği düşünüldüğünde öğretmenlerin iyi hissetmelerini sağlayan çalışmalar yapmanın, iş yükünü azaltacak politika ve uygulamalar geliştirmenin bir zorunluluk olduğunun altını çiziyor. 5

Z Kuşağının Mesleki Hayalleri X Kuşağı Çıkmazında

Bilişim teknolojileri alanındaki hızlı değişimler, gelecekte hangi mesleklerin hayatta kalacağı ve yeni mesleklerin neler olacağı konusunda çeşitli tartışmaları da beraberinde getirdi. Öğrencilerin gelecekteki mesleklerle ilgili görüşü üzerine OECD tarafından bir rapor yayınlanmış.

Rapora göre son 20 yıldaki yapay zekâ, sosyal medya gibi teknolojik gelişmelerin aksine gençlerin hayalindeki meslekler oldukça sınırlı. 20 yıl ve daha öncesinde de var olan geleneksel meslekler hala gençlerin hayallerini süslemeye devam ediyor.

PISA kapsamında 41 ülkede 15 yaşındaki öğrencilerle yapılan araştırmada, gençlerin kariyer hayallerinin modası geçmiş ve gerçekçi olmadığı sonucuna ulaşılmış. Dünya çapındaki gençlerin neredeyse yarısının en çok bilinen on mesleği icra etmek istediği görülmüş.

OECD Eğitim ve Beceriler Direktörü Andreas Schleicher, ergenlerin büyük çoğunluğunun dijitalleşmeyle oluşan yeni iş alanları hakkında bilgi sahibi olmadığını ya da bu işleri önemsemediğini; öğretmen, avukat, iş insanı gibi popüler olan ve sınırlı sayıdaki meslekleri hedeflediklerini söylüyor. Ayrıca, sadece Birleşik Krallık’ta değil tüm ülkelerde cinsiyet, sosyal klişeler gibi etmenlerin ergenlerin meslek seçiminde rol oynadığını vurguluyor.

Raporda fen alanında başarılı olan kız ve erkek öğrencilerin meslek seçimleri de karşılaştırılmış. Erkek öğrencilerin daha çok fen ve mühendislik alanlarında çalışmayı tercih ettikleri gözlemlenmiş. Erkekler tarafından en çok tercih edilen 10 mesleğin 2000 yılından beri pek değişmediği ancak kızların kuaför, yazar ve sekreterlik gibi meslekler yerine daha çok mimar, polis memuru gibi meslekleri hedefledikleri görülmüş.

Ayrıca Almanya gibi güçlü ve yerleşmiş bir meslekî eğitim sistemine sahip ülkelerdeki gençlerin meslek hayallerinin diğer ülkelere oranla daha kapsamlı olduğu sonucuna ulaşılmış.6

Kynk:

1 Tereda, Yoki (18 Ekim 2017). A Troubling Side Effect of Praise, 28.01.2020 tarihinde https://www.edutopia.org/article/troubling-sideeffect-praise adresinden erişilmiştir.

2 Physician’s Weekly (2019). Illiteracy Tied to Dementia in Older Adults With Low Education, 17.01.2019 tarihinde https://www. physiciansweekly.com/illiteracy-tied-to-dementia-in-older-adultswith-low-education-2/ adresinden erişilmiştir.

3 Siegel, J., M.D., Bryson, Tina Payne. (2020). Do You Really ‘See’ Your Child? 07 Ocak 2019 tarihinde https://parenting.nytimes.com/ preschooler/daniel-siegel-tina-payne-bryson?module adresinden erişilmiştir.

4 “Obesity could affect brain development in children” 20.01.2020 tarihinde https://www.sciencedaily.com/ releases/2019/12/191218153444.htm adresinden erişilmiştir.

5 “Nearly all middle school teachers are highly stressed, study finds” 27.01.2020 tarihinde https://phys.org/news/2020-01-middle-schoolteachers-highly-stressed.html adresinden erişilmiştir.

6 Busby, E. (2020). Teenagers aspiring to traditional jobs despite rise of technology over past 20 years, study finds, Independent, 23 Ocak 2020 tarihinde https://www.independent.co.uk/news/education/ education-news/jobs-careers-aspirations-technology-oecd-globalstudy-teenagers-a9295436.html adresinden erişilmiştir.