DİSİPLİN YA DA SEVGİNİN GÜCÜ – Recep Nas

Fotoğraf: Şule Erdem

İlk öğretmen okulunda disipline ilişkin bir şeyler söylendi mi bize? Anımsamıyorum. En azından dayağa ilişkin kulağıma küpe olacak bir çift söz edilseydi, kalırdı aklımda. Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre çocukluktan daha yeni çıkmışken öğretmen oldum, sınıfa girdim. Göç yolda düzülür anlayışıyla birilerinin doğrusunu yanlışını göre göre, sınaya yanıla ilk dört yıl geçiverdi. Ne ki insan üzerinde sınama-yanılma yapılmaz. Eli sopalı bir öğretmen değildim ama çocukları dövmedim dersem yalan olur. Yüzlerine, başlarına hiç vurmadım. Sayılıdır ama ellerine vurduğumu acı acı anımsıyorum. Neden ve nasıl değişmiştim? Ordu/Ulubey/ Dikenlice köyünde öğretmenim. Okulda kalıyorum, hiç komşum yok. Yalan olmasın, bir komşum var: mezarlık… Sıkılıyorum. Bir öğretmenimin salık verdiği bir kitap geldi aklıma: Üzüntüyü Bırak, Yaşamaya Bak. Dale Carnegie’nin kitabı, İstanbul’dan getirttim. Bu kitaptaki Douglas Malloch’un şiiri aklımı başıma getirdi. Şiir uzun, şu kadarını yazayım:

İçeriğin tamamına erişmek için "dijital abonelik" işlemini gerçekleştiriniz.