DİSİPLİN OLMAZSA BAŞARISIZLIK GELİR – MEHMET YALÇINKAYA (Söyleşi: G. Senem Kıcıman)


Mehmet Yalçınkaya

1974’te Bolu’da doğan Mehmet Yalçınkaya, ortaokulun ardından 1988’te aşçılık macerasına başladı. Fransa, İtalya, Katar, Almanya ve Yunanistan’da gastronomi ve mutfak koordinatörlüğü yaptıktan sonra 2004’te İstanbul’a dönerek Yemek Akademisinde insan anatomisi ve sindirim sistemi üzerine eğitim aldı. Amerika’nın ünlü “Gurme” dergisi CULINARY’de “Trend Chef” olarak biyografisi ile spesiyalleri yayımlanan Mehmet Şef, 2008’de Almanya’da IKA/Olympiade der Köche A kategorisinde dünya üçüncüsü oldu. Aynı yıl, EUROTURKCHEFS CULINARY TEAM takımını kurarak uluslararası yarışmalarda takımın kaptanlığını yaptı. 2010 yılında Heds Grup/Türkiye Cumhuriyeti Turizm Bakanlığı bünyesinde gastronomi workshopları gerçekleştirdi ve aynı zamanda Berlin Film Festivali, Grune Woche I.T.B Turizm Fuarı gibi birçok organizasyonun gala yemeklerini verdi. 2012 yılında Türkiye Aşçılar Federasyonu Turculina Team Direktörü olarak Dünya Aşçılar Olimpiyatlarında dünya ikincisi oldu.“Fusion Mutfak” akımını Türkiye’de ilk uygulayan şeflerden biri olan Yalçınkaya,2007 yılında Banquet servislerinde minimalist ve butik bir çalışma olan kişiye özel servis konseptini geliştirdi.

Mehmet Şefim merhaba. Siz, gastronomi alanında kendinizi ispatlamış ve bu mesleği sevdiren öncü kişilerdensiniz. “Bolulu” olmanız dışında mutfakta olmak için sizi harekete geçiren neydi? Gençlere ilham olması açısından bize biraz geçmişinizden ve Mehmet Şef olma serüveninizden bahseder misiniz?

Bolu’da dünyaya gelmek, bir yandan bu coğrafya insanının yemeğe doğması ile eş değerdir diyebiliriz. Toprağı, doğa ananın bize verdiklerini yakından izleme fırsatı bularak büyürken bir yandan ailemin öğretileri ile yol hikâyem belirlendi. Bir konunun erbabı olmak çok önemliydi o dönemler. Ne yaparsanız yapın, işin hasını yapmak öğretildi bize. Amcamın bir sözü vardı hiç unutmam: “Bir konuda uzman olmalısın, her şeyi bilip bir konuda uzmanlaşmalısın; tıpkı ‘köfteci’ gibi seni tanımlayacak lokomotif bir ürün muhakkak olmalı.” derdi. Tıpkı “Köfteci” gibi seni tanımlayacak bir lokomotif ürün muhakkak olmalı, derdi. Bunu düstur edindim.

İçeriğin tamamına erişmek için "dijital abonelik" işlemini gerçekleştiriniz.