ÇOCUKTA MERAK NASIL TETİKLENİR? – Gamze İnan Kaya

Gamze İNAN KAYA

Merak uyandırıcı bir öğrenme ortamının,
ileriye dönük gelişmiş ilgileri oluşturmada
başlatıcı rolü vardır.

Eğitimde duyguların rolü üzerine yapılan çalışmaların sayısı gün geçtikçe artıyor. Bazı duyguların öğrenme motivasyonunu desteklediği, bazılarının ise öğrenme ve katılım üzerinde ketleyici etkileri olduğu biliniyor. Merak, kendiliğinden ve kalıcı öğrenmede kolaylaştırıcı rolü olan duyguların başında gelir. Bu nedenle öğrencilerin meraklarının nasıl yeşertileceği
sorusu eğitimcilerin zihnini meşgul eden bir konudur.

Merak ve ilgi, aynı olguyu ifade eden sözcükler olarak karşımıza çıkar. Buna göre merak, yeni olan karşısında durumsal olarak deneyimlenen bir duygu kabul edilirken; ilgi, belli bir konuyla ilgili kişilik özelliğine dönüşmüş meraklanma eğilimi, yani belirli bir konu hakkında merak
duygusunu sürekli yaşama hâli olarak ifade edilebilir. Merakın doğası hakkındaki öncü çalışmalar; yeni, alışılmadık ve farklı olanı anlamaya yönelik doğal bir eğilime sahip olduğumuzu ortaya koymuştur.

Güncel merak çalışmaları ise sadece yeni, beklenmedik, bildiklerimizden farklı olanın merakımızı uyandırmakta yeterli olmadığını göstermektedir. Aksine, bu tür koşulların bazen merak yerine kaygı ya da korkuyu
tetikleyebilmesi mümkündür.

Korku, Meraktan Korkar mı?
Peki yeni durumlar karşısında kaygı ya da
korku yerine merak duymamızı ne sağlar?

Çalışmalar, yeni bir durum karşısında kaygılanmak yerine meraklanmamızı sağlayanın, bu yeni durumu anlama konusunda kendi yeterliliklerimize olan güvenimiz olduğunu bildirmektedir. Yeni
olanı anlayıp kavrayabileceğimiz konusunda kendi yeterliklerimize güvendiğimizde ilgimiz uyanmakta ve bu meraklanma hâlinin bir
sonucu olarak yeni durumu keşfetmeye odaklanmaktayız. Keşif davranışının kendisi ise başlı başına öğrenme deneyimini
oluşturur. Merakın, kalıcı bir ilgiye dönüşmesi ise keşif davranışının zorlukla karşılaşılsa bile pes etmeden gösterilmesi sayesinde ortaya çıkar, yeni öğrenmeler daha fazla öğrenme için harç görevi görür.
Dolayısıyla bir konu hakkında gelişmiş bir ilgisi olduğunda kişi, o konuda daha çok öğrenmek için zorluklara rağmen çabasını sürdürür.

Öğretmenin öğrencilerini akademik gelişim özellikleri ve kişisel ilgileri açısından tanıma düzeyi arttıkça onların merakını tetikleyebilecek içerikleri sunma ve zorlandıkları noktalarda çaba harcamalarını destekleme şansı da artar.

“Kilolarca ağırlıkta olan uçak nasıl havada kalıyor?” gibi bir soru “Bugünkü konumuz aerodinamik. Bu konuda neler biliyorsunuz?” gibi bir soruya kıyasla daha merak uyandırıcı olacaktır.

Merakı Dürtmek

Merak uyandırıcı bir öğrenme ortamının, ileriye dönük gelişmiş ilgileri oluşturmada başlatıcı rolü vardır. Herkes için merak uyandıran koşulların olup olmadığını araştıran çalışmalar, alışılmışın dışında, yeni ve farklı olan durumların herkeste belli bir meraklanma hâli yaratabildiğini ortaya
koymuştur. Örneğin, “Taşıyamayacağımız kadar ağır olan uçaklar, içine yolcuları da aldığı hâlde nasıl oluyor da rahatça havalanıyor? Kilolarca ağırlıkta olan uçak nasıl havada kalıyor?” gibi bir soru “Bugünkü
konumuz aerodinamik. Bu konuda neler biliyorsunuz?” gibi bir soruya kıyasla daha merak uyandırıcı olacaktır. Çünkü birinci hâliyle ifade edildiğinde aslında hiç sorgulamadan kabul ettiğimiz bir durum
hakkındaki bilgi boşluğumuza dikkat çekilerek bilindiği düşünüleni alışılmışın dışında sunmaktadır. Bu nedenle ilk soruyu pek çok öğrenci yanıtlamaya odaklanabilecekken, ikinci sorunun yanıtı bu konuda özel ilgisi olanlarla sınırlı kalacaktır.

Bu aşamada, aynı konuyu ilk sorudaki gibi sunan öğretmenin ilgiyi başlatmak kadar, uyanan bu ilgiyi desteklemesine de ihtiyaç
vardır. Çünkü, ilgi duyulan bir konuya daha fazla dikkat yöneltilmekte, konu ile ilgili harcanan çaba artmakta ve derinlemesine öğrenmeyi sağlayan öğrenme stratejileri burada daha fazla kullanılmaktadır. Bir başka
ifadeyle, merak duyulan bir soruya yanıt aramak öğrenme kalitesini artırmaktadır.
Diğer yandan bu tutumun yerleşmesi, yeni öğrenmenin sürekli beslenmesi konu hakkında özel ilginin gelişmesini de sağlar. Böylece öğrenciler, zorlukla karşılaşsalar bile öğrenme hedeflerine bağlı kalarak ilgi
duydukları konuda ilerleme olanağına sahip olurlar. Bu genel yaklaşımın öğrenciler arasındaki bireysel farklılıkları dikkate alarak uyarlanmasına ihtiyaç vardır. Çünkü merak duyma, merakının peşine gitme
ve öğrenmesini derinleştirme eğilimleri açısından özellikle geçmiş öğrenme deneyimlerine bağlı olarak öğrenciler arasında bireysel farklılıklar bulunur.

Merakın Sürdürülebilirliği

Soru sormanın kendisi merakı uyandıran en işlevsel araçlardan biridir. Ancak soruların sınama biçiminde değil, beyin fırtınasını başlatan bir tarzda sorulması önemlidir. Zira öğretmenin merakı tetiklemek için
dikkate alması gereken diğer önemli husus öğrencilerin yeni karşılaştıkları bu içeriği öğrenebileceklerine dair inançlarının ne düzeyde olduğudur. Çünkü öğrenme ile ilişkili duygular üzerine yapılan araştırmalar,
öğrencilerin içeriği yapabileceklerinden zor olarak değerlendirdiklerinde kaygılandıklarını, verilen görevi yeterliliklerinin çok altında olarak gördüklerinde ise sıkıldıklarını göstermektedir.

Özetle, öğretmenin öğrencilerini akademik gelişim özellikleri ve kişisel ilgileri açısından tanıma düzeyi arttıkça onların merakını tetikleyebilecek içerikleri sunma ve zorlandıkları noktalarda çaba harcamalarını
destekleme şansı da artar. Zira, ilk andaki kuvvetli merakta bir azalma olsa da ilgi geliştirme şansı sunulan öğrenciler yapılan işin sıkıcı hâle gelen ya da zorlanılan yönleri karşısında yılmadan çaba harcamayı sürdürür. Dolayısıyla meraka dayalı öğrenme ortamları yaratırken öğretmenden beklenen, sadece ilgi çekici ortamı başlatması değil, öğrencilerine konu hakkındaki ilgilerini sürdürebilecekleri olanakları sunmak ve zorluk yaşadıkları noktalarda kendilerine güvenlerini yeniden kazanmalarında destek olmaktır.

Bu desteğin bireysel farklılıklara dayanması, konu hakkında bilgi veya ilgisi
olan öğrencilere daha derinlemesine yol alabilecekleri seçenekleri sunarken; konu ile ilk kez karşılaşan ve akademik olarak kendi yeterlilikleri konusunda güvensizliği olan öğrencilere de yapabilecekleri inancını
kuvvetlendiren öğrenme olanaklarının sunulması, izlenecek yolun ana çerçevesi olarak tanımlanabilir.

Bolu Deneme Okulu Öğrencileri Ders Dinlerken, 1963