ÇOCUKLUĞUM HEP PEŞİMDEN GELDİ- Söyleşi: Hülya Ağın Haykır

HER ÇOCUĞUN KÜTÜPHANESİNDEKİ İSİM
SEVİM AK İLE…

Söyleşi: Hülya Ağın Haykır

Bizi kendi ellerinizle kurduğunuz bu güzel kütüphanede ağırlıyorsunuz. Size çocuk edebiyatı ve merak üzerine sorularımız var: Sizin için çocuk edebiyatı nedir?

Çocuk edebiyatı, sanatsal ve estetik kaygılarla yazılmış kurgusal metinlerin çocuk dili, algısı ve duyarlılığını da içermesidir. Çocuk edebiyatını yetişkin edebiyatından ayrı bir şekilde değerlendiremeyiz. Çocuğu küçümseyen değil anlayan, onun yanında olup hayatı kavramasında yardımcı olan, düşlerini geliştiren, merak duygusunu kışkırtan bu edebiyatın çocuğun kişiliğini geliştirmede, sanata yakınlaştırmada, beğeni düzeyi oluşturmada büyük önemi vardır.

Çoğunlukla çocuklar için yazıyorsunuz. Yapıtlarınızda çocuğu yeğlemenizin nedeni ya da nedenleri var mı?

Ben büyükler için de Güneşin Çocukları’nı yazdım. İkisi arasındaki farkı net biçimde o zaman algıladım. Seçimimi çocuklardan yöne kullanmamın nedeni çocuğun dili, algısı ve anlatım biçimine kendimi daha yakın hissedişim. Bir de galiba çocukluğumun, hayatımın en zengin deneyimler yaşadığım dönem olması ve çok anı bırakması… Çocukluğumdan bu yana uzun zaman geçti. O dünyanın inceliklerinden, duyarlıklarından kopamadım.

Çocuk için yazmakla yetişkin için yazmak arasında ne gibi farklılıklar var?

Bir yetişkinin bulunduğu konumdan yıllar öncesine, çocukluğuna gidip o zamanki duyarlığıyla dünyaya bakması zordur hatta bazen imkânsızdır. Yazar çocuğu anlayacak, onun gerçeğini incelikle kavrayacak bir bakışla yazarken kurmacanın büyülü sularında dolaşır. Kimi zaman anlatıcı role soyunur, kimi zaman gizemlerle dolu bir yolculuğa çıkarır. Burada önemli olan söylenmek istenenin nasıl söylendiğidir. Dil gerçekliği vermenin aracı değil esasıdır. Metnin omurgasının, arka planda savunulan fikrin sağlam ve tutarlı oluşu da ayrı bir gerekliliktir. Yetişkin edebiyatındaki savrulmalar, dengesizlikler, inanç aşılamalar, ideolojik zorlamalar çocuk yazınında kafa karıştırabilir.

İyi bir çocuk kitabında bulunması gereken özellikler nelerdir? İyi çocuk kitabı diğerlerinden nasıl ayırt edilir?

Çocuğun gelişim süreci boyunca karşılaştığı kitaplar onun gelecekte iyi bir okur olmasının önünü açtığı gibi sanatsal duyarlığını da geliştirir. Okul öncesi dönemde aile büyükleriyle birlikte görsel okumalar yaptıkları kitaplar çocuğu yetişkine daha da yakınlaştırırken dilin inceliklerini, kavram oluşturmayı, düş gücünü geliştirmeyi de öğretir. Sanatsal kaygısı olmayan, basitçe çiziktirilmiş, dili özensiz kitaplar çocukları okumadan uzaklaştırır, estetik bilincin sağlıklı gelişmesinin önünde engeldir. Öğretici yanı ağır basan, yetişkin bakışıyla mesajlarını altı çizili ve tek doğru şeklinde veren, eleştirel düşünmeye kapı açmayan çocuk kitaplarının çocuğun kişisel gelişimine yarardan çok zararı olacağını düşünürüm. İyi çocuk kitabı; çocuk gerçekliğini iyi bilen, yaşam sevinci ve umudu kaybettirmeden farklı yaşam biçimleri ve karakterlerle çocukları karşılaştıran, sorular sordurtan, tartıştıran, anlaşılır, yalın bir dille yazılmış kitaplar içinden seçilebilir. Kitabın kapağındaki ve iç resimlerin yazıyı destekleyen, imge evrenini genişleten, sanatsal duyarlıkla yapılmış, resme ilgi uyandıran desenlerden seçilmiş olması önemlidir.

Ülkemizdeki çocuk edebiyatının durumunu değerlendirir misiniz? Dünyanın neresindeyiz?

Ülkemizde çocuk yazını son 20 yılda gelişme gösterdi. Ondan önce çocukların doğrudan tüketici olmaması, renkli resimli kitapların üretiminin yüksek maliyeti gibi nedenlerle yerli üretilmiş resimli, kaliteli kitaplar bulmak zordu. Yurt dışındaki iyi örneklere ulaşmak, yabancı fuarlara gidip gelen yayıncıların kendilerini geliştirme ihtiyacı, üniversitelerde çocuk edebiyatı bölümlerinin açılması ve eleştiri mekanizmalarının işlemesi bu alana çekidüzen verdi, bir anlamda alanı canlandırdı. Yazınsal metinler okullardaki eğitimi destekler nitelikte ve eğitici mesajlarla doluydu. Bugün ise her yaş çocuğuna uygun; sorularını, ilgi alanlarını, beklentilerini konu eden çok boyutlu düşünme becerisini geliştiren kitaplar yazılıyor. Ayrılık, ölüm, engellilik, göçmenlik, parçalanmış ailelerin sorunlarını yansıtan kitaplar artık bizde de var. Yurt dışı fuarlardan kitap almaya değil, kitaplarımızı tanıtmaya gider olduk.

Dergimizin bu sayısında merakı konuşuyoruz. Siz çocukken neleri merak ederdiniz?

Her çocuk gibi ben de sayısız soru sorardım. Dağın ardında ne var, tohumdan çiçek nasıl oluşur, kediler nasıl anlaşır, ayda bizi kim gözetliyor, uzak evlerde nasıl bir yaşam var, deniz altındaki yaşam bizimkinden niye farklı, uçaklar nasıl uçuyor, balıklar neden boğulmuyor? gibi bir sürü sorunun yanıtını merak ederdim. Ressamları kullandıkları boyalar mı, yetenekleri mi ünlü yapar; iyi fotoğraf nasıl anlaşılır, bir müzik parçasını kaç kere çalarsam ezberlerim, Samsun’dan Ankara’ya yürürsem kaç adım atmam gerekir gibi ucu bucağı olamayan sorularım vardı. En çok da çocukluğun büyüdükçe yok mu olacağını, yoksa her zaman peşimden mi geleceğini merak ederdim.

Sizce merak yaşla birlikte azalıyor mu?

Merak ya da soru sorma ihtiyacı okullaşmayla azalıyor. Derslerde sorulan sorulardan beklenen tek doğru yanıt düşünme becerisini ve merak duygusunu köreltiyor. Büyürken uçsuz bucaksız hayallere de veda ediliyor; gerçekliğin kadar hayal kurman ve ayaklarının yere basması isteniyor. Merakla, hayaller birbirini besliyor zaten. Oysa çocuklar eğitim sürecinde yeni yeni soruların doğmasına kapı açacak felsefi düşünme aşamalarına yönlendirilseler merak da sürecek.

Aileler, öğretmenler çocukların merak duygularını yazınsal yapıtlarla nasıl destekleyebilir?

Coğrafya, matematik, fen derslerinde geçen konularla ilgili çalışırken kitap okuma çalışması da yapılırsa çocukları okumaya yönlendirmek açısından iyi bir fırsat yakalanmış olur. İçinden uçak geçen bir öykü, ulu bir dağın eteğindeki köyde geçen yaşam, uzayda yolculuğu içeren bir macera, bir buluşun geçtiği romanı okumak hem yazınsal metne ilgiyi arttırır hem de bilgiyi kalıcı kılar.

Bu çağda çocukların ilgisini kitaba çekmekte zorlandığını söyleyen, özellikle çoklu medya uyaranlarının kitap sevgisini azalttığından yakınan birçok kişi var. Sizin bir ev kütüphaneniz var. Çocuklarla iç içesiniz. Gözlemlerinizi ve düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Biz annemle babamın oturduğu aile evimizi okuma mekânı hâline dönüştürdük, belirli periyotlarda çocuklara açıyoruz. 8000’in üstünde kitabımızdan çocuklar yararlansın istiyoruz. Çocuklar bebeklikten itibaren kitaplarla haşır neşirse ve kitap evde okunan bir nesneyse okumayı severek geliyor çocuklar. Doğru zamanda doğru kitaba ulaşmanın önemine inanıyorum. Sıkıcı, yaşa uygun olmayan, özensiz hazırlanmış kitapla ilk karşılaşmalarını yaşayan çocukların yeniden kitabı sevmesi zor oluyor. Biz düz kütüphanemize koyduğumuz her kitabı özenle seçerek alıyoruz. Çocukların iyi örneklerle erken yaşlarda tanışması için küçük bir kapı açıyoruz. Yazarlar, çizerler, dramacı ve eğitmen arkadaşlarla omuz omuza kitap sevgisi oluşturmaya çalışıyoruz. Kitap kulüplerimiz oluştu. Günümüzde zihin dağınıklığı yaratan çok uyaran var ama kitaplarla baş başa kalıp, derinleşerek okumayı tutku hâline getirmiş çocuklar, gençler de var.

Siz biyokimya uzmanısınız. Yazı, yaşamınızda hep var mıydı? Ne zaman yazar olmaya karar verdiniz?

Edebî eser okumayı çocukluğumdan beri çok sevdim. İyi okur olunca bir aşamadan sonra ben de yazabilirim diyebiliyorsunuz galiba. Ben öyle dedim. Merak yalnızca eğitim gördüğümüz alanlarla sınırlı kalmak zorunda değil. Birçok şeyi merak ediyor, denemek istiyoruz.

Kitaplarınızda boşanma, ekonomik eşitsizlikler gibi hassas konuları da işliyorsunuz. Her konu çocuk kitaplarıyla anlatılabilir mi?

Çocuklar tozpembe bir dünyada yaşamıyor. Yetişkinlerin maruz kaldığı her şey onlar için de var. Hatta çocuk dünyası daha da geçirgen, kolayca dağılabilecek kadar kırılgan. Ben her konunun yaşa uygun dil ve anlatım olanaklarıyla konu edilebilmesinin yararına inanıyorum. Umudu, yaşam sevincini kaybetmeden elbette.

Ne yaparsak çocukların okuma ve yazma becerilerini geliştirmesine katkıda bulunabiliriz?

Okumayı bebeklikten itibaren hayatın içinde ve keyifli bir uğraş olarak göstermeliyiz. Kitapçıları çocuklarla beraber gezmeli, sevebileceği kitabı kendisinin seçmesine fırsat tanımalıyız. Eğitim programları roman, öykü okumayı ve tartışmayı içermeli; çocukların kütüphanelerde vakit geçirmesini sağlayacak keyifli okuma etkinlikleri gerçekleştirilmeli.

Sevim Hanım çok teşekkür ederiz.