BELGESEL SİNEMADA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ – Hacer Yıldız


“Galaksilerin ve atom parçalarının gizemini ortaya çıkarmaya başlamışken, moleküler biyolojinin ve yaşamın kaynağının sırlarını araştırırken, doğanın kalbinde bir yara açtık. İşte bu yüzden en acil ve önemli sorun, toplumlar hangi sosyal ve politik kurumu seçerlerse seçsin, doğanın hayatta kalabilmesini sağlamaktır. Doğayı korumak, insanlığı korumaktır.” Meksikalı yazar ve şair Octavia Paz, 1990 yılında Nobel ödül töreninde yaptığı konuşma ile açtığımız bu yarayı sarmadıkça bedelini çok ağır ödeyebileceğimiz hususunda bizleri uyarır.

Sürdürülebilir bir yaşamın yegâne kuralı bir başkasının iyiliğini istemektir. Toprağımız, suyumuz, havamız, kuşlarımız, çiftçilerimiz ve komşularımız iyi ise biz de iyiyizdir. Aslında insan olmanın özünde doğanın korunması yatar.

İklim değişikliği küresel bir tehdit hâline geldi. Birleşmiş Milletler dünyanın, iklim değişikliğini, sanayi üretimine geçilmeden önceki dönemin ortalama sıcaklıklarının 1,5 santigrat derece üzeri ile sınırlaması gerektiği konusunda uyarır. Bilim insanları ısı artışını bu düzeyde tutabilmek için insanlığın, toplumsal yaşamın her alanında çok hızlı, çok kapsamlı ve daha önce örneği görülmemiş değişiklikler yapması gerektiği uyarısında bulunur. Belgesel sinema da iklim değişimi konusundaki gerçekleri göz önüne sererek, farkındalığı artırmak, gezegeni iyileştirmek ve sürdürülebilir bir yaşam için var olan en iyi çözümleri seyirciye sunar.

İçeriğin tamamına erişmek için "dijital abonelik" işlemini gerçekleştiriniz.