ACAR BALTAŞ ÇOCUĞUNUZUN YAPABİLECEĞİ HİÇBİR ŞEYİ ONUN ADINA SİZ YAPMAYIN! – Şeyma Nur Dündar

Bilimsel çalışmalarınız ve kitaplarınızla toplumun “başarı” kavramına yüklediği anlamları ele alıyorsunuz. Toplumsal olarak başarı kavramını yanlış mı algılıyoruz sizce?

Türk toplumu olarak özel bir hata içinde olduğumuzu zannetmiyorum. Dünyada çoğunlukla başarı; mevki ve güç sahibi olmak; mevki ve güce eşlik eden, onun doğal bir uzantısı olan paraya sahip olmak, bir de özellikle alt ve orta gelir düzeyindeki aileler için iyi bir eğitim anlamını taşıyor. Çünkü iyi eğitim mevkiye, güce ve paraya götürecek. Kısacası başarıdan anladığımız varlıklı, güç sahibi, tanınan bir insan olmak. “Başarı”yı, başladığınız yere kıyasla geldiğiniz yer olarak tanımlayabilirsiniz orta yaşınızda. Başarıyı mahalle arkadaşlarınızla, sınıf arkadaşlarınızla geldiğiniz yer olarak da tanımlayabilirsiniz. Bir de “Potansiyelimi ne kadar hayatıma yansıttım?” sorusunun cevabıyla tanımlayabilirsiniz. Potansiyelimi ne kadar hayata yansıttım, dediğiniz zaman bunun ölçüsü nedir ve bunu kim ölçecek sorusu ortaya çıkıyor. İlk olarak bir insanın potansiyelini ortaya koyabilmesi, yatkın olduğu işi yapmasıyla mümkün. Bu da az gayretle sonuç almak şeklinde tanımlanabilir. İkincisi zora ve zahmete katlanmak, düşmek ve kalkmak, başarısızlığı göze almak. Üçüncüsü de insanlarla fonksiyonel ilişki kurmaktır.

Anlamlı bir hayatın içinde ne var? Orada; işe yarar anlamlı bir üretim, anlamlı bir ilişki kurup onu sürdürmek ve daha büyük bir gücün parçası olduğunu fark etmiş olmak var. İş, kendini dünyanın merkezi saymamak ve dünyaya karşı kendini borçlu hissetmektir. Bugün yetişen gençlerin ve yetişkinlerin bir bölümü, hep alacaklı hissediyorlar. Doğru alacaklıyız yani insan olarak haklarımız var ama haklarımızla beraber sorumluluğumuz da var.

İçeriğin tamamına erişmek için "dijital abonelik" işlemini gerçekleştiriniz.